
worth
i. kıymet, değer: It´s of very little worth. Kıymeti pek az. Give me five hundred thousand liras´ worth of cheese. Bana beş yüz bin liralık peynir ver. edat
worth
değer
worthless
s.
worthwhile
s. zaman harcamaya değer; zahmete değer; yararlı, faydalı.
worthy
s.
cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com