1. -i etkilemek, -e tesir etmek. 2. (birini) ikna etmeye çalışmak. 3. -i yapmak; -i hazırlamak; -in üzerinde çalışmak; -in yapımıyla uğraşmak/meşgul olmak: He´s still working on that map. Hâlâ o harita üzerinde çalışıyor. They´re working on our new house today. Bugün yeni evi- mizin yapımıyla uğraşıyorlar. 4. -in tamiriyle uğraşmak: They´re working on the car. Arabanın tamiriyle uğraşıyorlar. 5. -e ağırlık vermek: You need to work on your French. Fransızcaya ağırlık vermen gerek.
1. (öğrenci) çalışarak (okul/üniversite) ücretlerini karşılamak. 2. into yavaş yavaş (bir yere/gruba) girmek: She worked her way into their club. Yavaş yavaş kendini onların kulübüne kabul ettirdi. 3. up çalışmalarıyla kendini ispatlayarak derece derece terfi etmek.