ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

work* work* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir work* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 93 sonuç...

work < İngilizce work

work < Türkçe i. iş; emek: He´s gone to work. İşe gitti. Do you like your work? İşini seviyor musun? They´re at work now. Onlar şimdi işte. That´s going to take a lot of work. O çok iş ister. She´s put a lot of work into this. Buna çok emek harcadı. They´re not afraid of hard work. Zor işlerden geri durmazlar. Is this your own work? Bu işi kendin mi yaptın?


work < İngilizce work

work < Türkçe f.
1. çalışmak; (birini) çalıştırmak: He works hard. Çok çalışıyor. Don´t work them too hard. Onları çok fazla çalıştırma.
2. işlemek, çalışmak; (bir şeyi) işletmek, çalıştırmak: This machine´s working fine. Bu makine iyi işliyor. How do you work this machine? Bu makineyi nasıl çalıştırıyorsun?
3. (plan/fikir) başarılı olmak, iyi sonuç vermek: This plan won´t work. Bu plan yürümez. Your idea´s worked. Senin fikrin sayesinde istediğimiz oldu. Do you think it´s going to work? Sence bu iş olacak mı?
4. (matematik problemini) çözmek.
5. (hamur v.b.´ni) yoğurmak.
6. (bir yeri) işletmek: They´re no longer working that quarry. O taşocağını artık işletmiyorlar.
7. (bir şeyin üzerine) işleme yapmak; on (bir şeyin üzerine) (bir şeyi) işlemek, nakışlamak.
8. k. dili ayarlamak, düzenlemek: I can work it for you. Sana onu ayarlayabilirim.
9. (sıvı) mayalanmak, tahammür etmek.


work < İngilizce work

work < Türkçe 1. çalışmak,
2.


work < İngilizce work

work < Türkçe v.çalış:n.iş


work a buttonhole < İngilizce work a buttonhole

work a buttonhole < Türkçe iliğin kenarlarını dikmek.


work a miracle < İngilizce work a miracle

work a miracle < Türkçe bir mucize yaratmak.


work area < İngilizce work area

work area < Türkçe çalışma alanı


work at < İngilizce work at

work at < Türkçe (bir şey) için emek harcamak, için çaba göstermek.


work at peak capacity < İngilizce work at peak capacity

work at peak capacity < Türkçe tam kapasiteyle çalışmak.


work breakdown structure < İngilizce work breakdown structure

work breakdown structure < Türkçe iş dökümü yapısı


work camp < İngilizce work camp

work camp < Türkçe çalışma kampı.


work file < İngilizce work file

work file < Türkçe Çalışma kütüğü


work file < İngilizce work file

work file < Türkçe çalışma kütüğü


work force < İngilizce work force

work force < Türkçe çalışanlar: He´s now part of the mill´s work force. Artık fabrikada çalışanlardan biri o.


work function < İngilizce work function

work function < Türkçe 1. çıkış işi;
2. iş fonksiyonu


work in process < İngilizce work in process

work in process < Türkçe iş süreci


work like a demon < İngilizce work like a demon

work like a demon < Türkçe çok çalışmak.


work like a trojan < İngilizce work like a trojan

work like a trojan < Türkçe k. dili ırgat gibi çalışmak, var gücüyle çalışmak.


work load < İngilizce work load

work load < Türkçe iş miktarı.


work load < İngilizce work load

work load < Türkçe iş yükü


work loose < İngilizce work loose

work loose < Türkçe gevşemek.


work o.s. into < İngilizce work o.s. into

work o.s. into < Türkçe 1. giderek (belirli bir hale) girmek: You´re working yourself into a rage. Öfken kabara kabara galeyana geliyorsun.
2. (biri) çalışmalarıyla kendini ispatlayarak (bir işe) girmek veya (bir mevkie) gelmek: He´s worked himself into a job. Çalışmalarıyla kendini ispatlayarak kendine bir iş edindi.


work o.s. out of a job < İngilizce work o.s. out of a job

work o.s. out of a job < Türkçe (bilerek/bilmeyerek) kendi çabalarıyla kendi işini lüzumsuz hale getirmek; (bilerek/bilmeyerek) kendi çabalarıyla kendini işinden etmek.


work of art < İngilizce work of art

work of art < Türkçe sanat eseri.


work off < İngilizce work off

work off < Türkçe (çalışarak/hareket ederek) (bir şeyi) gidermek: He worked off his anger by running in the park for a couple of hours. İki saat parkta koşarak öfkesini giderdi.


work on < İngilizce work on

work on < Türkçe 1. -i etkilemek, -e tesir etmek.
2. (birini) ikna etmeye çalışmak.
3. -i yapmak; -i hazırlamak; -in üzerinde çalışmak; -in yapımıyla uğraşmak/meşgul olmak: He´s still working on that map. Hâlâ o harita üzerinde çalışıyor. They´re working on our new house today. Bugün yeni evi- mizin yapımıyla uğraşıyorlar.
4. -in tamiriyle uğraşmak: They´re working on the car. Arabanın tamiriyle uğraşıyorlar.
5. -e ağırlık vermek: You need to work on your French. Fransızcaya ağırlık vermen gerek.


work one-s fingers to the bone < İngilizce work one-s fingers to the bone

work one-s fingers to the bone < Türkçe k. dili çok çalışmak, paralanmak, yırtınmak.


work one-s way < İngilizce work one-s way

work one-s way < Türkçe 1. (öğrenci) çalışarak (okul/üniversite) ücretlerini karşılamak.
2. into yavaş yavaş (bir yere/gruba) girmek: She worked her way into their club. Yavaş yavaş kendini onların kulübüne kabul ettirdi.
3. up çalışmalarıyla kendini ispatlayarak derece derece terfi etmek.


work out < İngilizce work out

work out < Türkçe 1. antrenman/idman yapmak.
2. (plan, proje v.b.) başarılı olmak veya iyi bir şekilde sonuçlanmak.
3. at/to (belirli bir miktara) gelmek: Your share works out at fifty million liras. Senin payına elli milyon lira düşüyor.
4. (bir plan v.b.´ni) hazırlamak/düzenlemek: They worked out a compromise. Bir uzlaşmaya vardılar.
5. (problemi/sorunu) çözmek, halletmek.
6. (bir aygıtın/makinenin parçası) yerinden/yuvasından çıkmak.


work permit < İngilizce work permit

work permit < Türkçe çalışma izni.


work s.o. over < İngilizce work s.o. over

work s.o. over < Türkçe k. dili
1. birini çok dövmek, birinin pestilini çıkarmak.
2. birini iyice tartaklamak.


work s.o.-s.t. in < İngilizce work s.o.-s.t. in

work s.o.-s.t. in < Türkçe birini/bir şeyi zaten dolu olan programına sokmak.


work s.t. in < İngilizce work s.t. in

work s.t. in < Türkçe 1. bir şeyi yer yer katmak.
2. bir şeyi ovarak sürmek.


work s.t. loose < İngilizce work s.t. loose

work s.t. loose < Türkçe bir şeyi yavaş yavaş gevşetmek.


work s.t. out < İngilizce work s.t. out

work s.t. out < Türkçe (of) bir şeyi (bir yerden) çıkarmak.


work shop < İngilizce work shop

work shop < Türkçe işlik


work up < İngilizce work up

work up < Türkçe 1. (ilgi, heves, heyecan v.b.´ni) uyandırmak.
2. (birinin) duygularını giderek doruğa çıkarmak: She worked the crowd up into a frenzy. Kalabalığı giderek çılgın bir hale getirdi.
3. hareket ede ede (susamış/acıkmış/terlemiş) bir hale gelmek: You´ve worked up a sweat. Hareket ede ede terledin. They had worked up an appetite. Hareket ede ede iştahları açılmıştı.
4. into (bir şeyi) geliştirerek (başka bir şey) yapmak: Maybe they can work it up into a book. Belki onu geliştirip kitap haline getirebilirler.
5. to giderek (bir yere) varmak: The symphony´s last movement works up to a magnificent conclusion. Senfoninin son bölümü yavaş yavaş muhteşem bir bitişe dönüşüyor.


work-brittle < İngilizce work-brittle

work-brittle < Türkçe s., k. dili işine alışıp iyi iş yapar duruma gelmiş (kimse).


work-do overtime < İngilizce work-do overtime

work-do overtime < Türkçe fazla mesai yapmak.


work-shy < İngilizce work-shy

work-shy < Türkçe s., k. dili çalışmaya pek yanaşmayan, işten kaçan.


workable < İngilizce workable

workable < Türkçe s. uygulanabilir.


workaday < İngilizce workaday

workaday < Türkçe s. sıradan, olağan.


workaholic < İngilizce workaholic

workaholic < Türkçe i., k. dili işkolik.


workaholism < İngilizce workaholism

workaholism < Türkçe i., k. dili işkoliklik.


workaround < İngilizce workaround

workaround < Türkçe incelikle bir çözüm bulmak


workbench < İngilizce workbench

workbench < Türkçe i. (üzerinde iş görülen) tezgâh: carpenter´s workbench marangoz tezgâhı.


workbench < İngilizce workbench

workbench < Türkçe tezgah


workbook < İngilizce workbook

workbook < Türkçe i. (öğrenciler için) alıştırma kitabı.


workday < İngilizce workday

workday < Türkçe i. işgünü.


worker < İngilizce worker

worker < Türkçe i.
1. işçi; emekçi.
2. k. dili çalışkan kimse: She´s a real worker! Çok çalışkan biri o.


workhorse < İngilizce workhorse

workhorse < Türkçe i., k. dili çok çalışan kimse; ırgat gibi çalışan kimse.


workhouse < İngilizce workhouse

workhouse < Türkçe i. ıslahevi, ıslahhane.


working < İngilizce working

working < Türkçe i.
1. işleme tarzı.
2. çoğ. kazılar, hafriyat, kazılmış yerler.


working < İngilizce working

working < Türkçe n.çalışma:v.çalış:prep.çalışarak


working agreement < İngilizce working agreement

working agreement < Türkçe geçici anlaşma.


working breakfast < İngilizce working breakfast

working breakfast < Türkçe iş görüşmesi yapılan kahvaltı.


working capital < İngilizce working capital

working capital < Türkçe döner sermaye.


working capital < İngilizce working capital

working capital < Türkçe döner sermaye.


working class < İngilizce working class

working class < Türkçe işçi sınıfı.


working day < İngilizce working day

working day < Türkçe işgünü.


working directory < İngilizce working directory

working directory < Türkçe yürürlükteki dizin çalışma


working directory < İngilizce working directory

working directory < Türkçe yürürlükteki dizin


working directory < İngilizce working directory

working directory < Türkçe yürürlükteki dizin


working draft < İngilizce working draft

working draft < Türkçe (yazılı) taslak.


working group < İngilizce working group

working group < Türkçe çalışma grubu


working hours < İngilizce working hours

working hours < Türkçe iş/mesai saatleri.


working hypothesis < İngilizce working hypothesis

working hypothesis < Türkçe geçici varsayım.


working lunch < İngilizce working lunch

working lunch < Türkçe iş görüşmesi yapılan öğle yemeği.


working majority < İngilizce working majority

working majority < Türkçe yeterli çoğunluk.


working set < İngilizce working set

working set < Türkçe çalışma kümesi


working standard < İngilizce working standard

working standard < Türkçe çalışma standardı


working storage < İngilizce working storage

working storage < Türkçe çalışma belleği


working storage < İngilizce working storage

working storage < Türkçe geçici bellek


working temperature < İngilizce working temperature

working temperature < Türkçe işleme sıcaklığı


working-class < İngilizce working-class

working-class < Türkçe s. işçi sınıfına ait.


workingman < İngilizce workingman

workingman < Türkçe çoğ. work.ing.men (wır´kîng.men) i. işçi; emekçi.


workload < İngilizce workload

workload < Türkçe iş yükü


workman < İngilizce workman

workman < Türkçe çoğ. work.men (wırk´mîn) i. işçi. workmen´s compensation insurance iş kazası sigortası, iş yerindeki kaza yüzünden işçinin uğradığı zararın tazminatını karşılayan sigorta.


workmanlike < İngilizce workmanlike

workmanlike < Türkçe s. ustalıkla/ustaca yapılmış, ustalıklı.


workmanship < İngilizce workmanship

workmanship < Türkçe i. işçilik, bir işe verilen emeğin niteliği: The workmanship in this snuffbox is excellent. Bu enfiye kutusunun işçiliği çok iyi.


workout < İngilizce workout

workout < Türkçe i. antrenman, idman.


worksheet < İngilizce worksheet

worksheet < Türkçe taslak, Işlem Tablosu


worksheet < İngilizce worksheet

worksheet < Türkçe taslak, işlem tablosu


worksheet < İngilizce worksheet

worksheet < Türkçe çalışma sayfası


workshop < İngilizce workshop

workshop < Türkçe i.
1. (zanaatçıya ait) atölye, işlik.
2. (üniversite dışında yapılan) seminer.


workspace < İngilizce workspace

workspace < Türkçe Çalışma alanı


workspace < İngilizce workspace

workspace < Türkçe çalışma alanı


workspace < İngilizce workspace

workspace < Türkçe çalışma alanı


workstation < İngilizce workstation

workstation < Türkçe i., bilg. iş istasyonu.


workstation < İngilizce workstation

workstation < Türkçe iş istasyonu


workstation < İngilizce workstation

workstation < Türkçe iş istasyonu


workstation < İngilizce workstation

workstation < Türkçe iş istasyonu


workweek < İngilizce workweek

workweek < Türkçe i. bir haftadaki toplam işgünü veya çalışma saati: We have a five-day workweek here. Burada haftada beş gün çalışıyoruz. He has a forty-hour workweek. Haftada kırk saat çalışıyor.



work* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara work* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara




282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com