ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

who* who* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir who* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 34 sonuç...

who < İngilizce who

who < Türkçe kıs. World Health Organization Dünya Sağlık Teşkilatı.


who < İngilizce who

who < Türkçe zam.
1. kim: Who are you? Kimsiniz? ?Who went to the party?? ?Deniz and Yeliz went to the party.? ?Partiye kimler gitti?? ?Partiye Deniz ve Yeliz gitti.? ?Who lives there?? ?Yunus lives there.? ?Orada kim oturuyor?? ?Orada Yunus oturuyor.?
2. Sıfat olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur: Şeyda, who is from Isparta, wants to be a doctor. Ispartalı olan Şeyda doktor olmak istiyor. Yasemin spoke for women, who, she claimed, hated the system. Kadınların sözcülüğünü üstlenen Yasemin, onların sistemden nefret ettiklerini iddia etti. To me, who have a knowledge of it, it seems trivial. Bana sorarsanız, ki onun hakkında bilgi sahibiyim, bu önemsiz bir şey gibi geliyor.
3. İsim olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur: I know who you are. Sizin kim olduğunuzu biliyorum.


who ever ... < İngilizce who ever ...

who ever ... < Türkçe Şaşkınlık belirtir: Who ever can this be? Bu kim olabilir Allah aşkına?


who-d < İngilizce who-d

who-d < Türkçe kıs.
1. who had.
2. who would.


who-ll < İngilizce who-ll

who-ll < Türkçe kıs.
1. who will.
2. who shall.


whoa < İngilizce whoa

whoa < Türkçe ünlem Dur!/Çüş! (Binek hayvanını durdurmak için söylenir.).


whodunit < İngilizce whodunit

whodunit < Türkçe i., k. dili dedektif romanı; polisiye roman.


whoever < İngilizce whoever

whoever < Türkçe zam.
1. kim/her kim ... ise: Come out at once whoever you are! Her kim isen hemen ortaya çık! The same punishment will be meted out to whoever else infringes these laws. Bu kanunları başka kim bozarsa aynı cezaya tabi olacak.
2. k. dili, bak. Who ever ...?


whole < İngilizce whole

whole < Türkçe s.
1. tam; bütün, tüm: He stayed there for a whole week. Tam bir hafta orada kaldı. She talked the whole time. Hep konuştu. Give me your whole attention! Tüm dikkatini bana ver! The whole group came. Gruptakilerin tümü geldi.
2. bütün, tam: Can you knock back a whole bottle? Bütün bir şişeyi devirebilir misin? i. bütün: Two halves make a whole. İki yarım bir bütünü oluşturur.


whole < İngilizce whole

whole < Türkçe Bütün


whole < İngilizce whole

whole < Türkçe bütün


whole number < İngilizce whole number

whole number < Türkçe mat. tamsayı.


whole number < İngilizce whole number

whole number < Türkçe tamsayı


whole-wheat < İngilizce whole-wheat

whole-wheat < Türkçe s. kepekli unla yapılan.


whole-wheat flour < İngilizce whole-wheat flour

whole-wheat flour < Türkçe kepekli un.


wholehearted < İngilizce wholehearted

wholehearted < Türkçe s. samimi, içten, candan.


wholesale < İngilizce wholesale

wholesale < Türkçe s.
1. toptancı (tüccar).
2. büyük çapta olan. z. toptan. f. toptan satmak.


wholesale price < İngilizce wholesale price

wholesale price < Türkçe toptan fiyat.


wholesale trade < İngilizce wholesale trade

wholesale trade < Türkçe toptan satışlar.


wholesaler < İngilizce wholesaler

wholesaler < Türkçe i. toptancı.


wholesome < İngilizce wholesome

wholesome < Türkçe s.
1. ahlak açısından hiçbir sakıncası olmayan.
2. erdemli, faziletli.
3. sağlığa yararlı.


wholly < İngilizce wholly

wholly < Türkçe z. tamamıyla, bütünüyle.


whom < İngilizce whom

whom < Türkçe zam.
1. kimi; kime; kimden; kimde: Whom do you mean? Kimi kastediyorsun? To whom did you give it? Onu kime verdiniz? From whom did you take it? Onu kimden aldın? In whom do you see that quality? O niteliği kimde görüyorsunuz?
2. Sıfat olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur: Doğan, whom you know as Dodo, will not be there. Dodo diye tanıdığınız Doğan orada bulunmayacak. Do you know the person to whom I sent it? Onu yolladığım kişiyi tanıyor musunuz?
3. İsim olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur: I know whom you mean. Kimi kastettiğini anlıyorum/biliyorum.


whoop < İngilizce whoop

whoop < Türkçe f. haykırmak. i. haykırı, haykırış.


whoop it up < İngilizce whoop it up

whoop it up < Türkçe k. dili gürültülü patırtılı bir şekilde eğlenmek.


whooping cough < İngilizce whooping cough

whooping cough < Türkçe boğmaca.


whooping cough < İngilizce whooping cough

whooping cough < Türkçe boğmaca


whop < İngilizce whop

whop < Türkçe f. (-ped, -ping) k. dili kuvvetle vurmak. i. kuvvetli darbe/vuruş.


whopper < İngilizce whopper

whopper < Türkçe i., k. dili
1. kocaman bir şey: I´ve caught a whopper. Kocaman bir tane yakaladım. That´s a whopper! Kocaman bir şey o!
2. kuyruklu yalan.


whopping < İngilizce whopping

whopping < Türkçe s., k. dili çok büyük. z. çok: They got whopping drunk last night. Dün gece zilzurna oldular.


whore < İngilizce whore

whore < Türkçe i. orospu, fahişe. f. orospuluk yapmak.


whorehouse < İngilizce whorehouse

whorehouse < Türkçe i. genelev.


whose < İngilizce whose

whose < Türkçe zam.
1. kimin: Whose house is that? O ev kimin? Whose shoes are those? Onlar kimin ayakkabıları?
2. Sıfat olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur: Füsun, whose sad end I have already related to you, was not present. Hazin sonunu size daha önce anlattığım Füsun orada bulunmuyordu.
3. İsim olarak kullanılan yancümlenin başında bulunur: I think I know whose woods these are. Bu ormanların kimin olduğunu bildiğimi sanıyorum.


whosoever < İngilizce whosoever

whosoever < Türkçe zam., bak. whoever.



who* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara who* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara



282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

Türkiye'nin EN BÜYÜK firma rehberi /  www.firmalarim.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com