
wheel
i.
wheel
f.
wheel
Teker
wheel
teker
wheel alignment
(motorlu taşıta ait) tekerleklerin ayarlanması.
wheel and deal
k. dili
wheel base
akslar arası mesafe
wheel out
k. dili ileri sürmek, öne sürmek: He always wheels that example out in order to support his case. Kendi iddiasını desteklemek için hep o örneği öne sürüyor.
wheel s.o. in-out
(tekerlekli sandalye, bebek arabası v.b.´ndeki) birini içeri getirmek/dışarı çıkarmak: As he slowly wheeled him in everyone in the room fell silent. Onu tekerlekli sandalyesiyle yavaş yavaş içeri sokarken odadakilerin hepsi sustu.
wheelbarrow
i. el arabası.
wheelbase
i., oto. dingil açıklığı/mesafesi.
wheelchair
i. tekerlekli sandalye.
wheeler-dealer
i., k. dili
hastaneler, bankalar, oteller, yemek firmaları, kimya firmaları, tekstil firmaları, yazılım firmaları, peyzaj firmaları...
İşini iyi yapan firmalar / www.firmasec.com / firma ekle