ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

war* war* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir war* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 64 sonuç...

war < İngilizce war

war < Türkçe i.
1. savaş, harp, muharebe.
2. mücadele. f. (-red, -ring) (against/with)
1. (ile) savaş halinde olmak.
2. (ile) savaşmak, mücadele etmek.


war clouds < İngilizce war clouds

war clouds < Türkçe savaş bulutları.


war correspondent < İngilizce war correspondent

war correspondent < Türkçe savaş muhabiri.


war crime < İngilizce war crime

war crime < Türkçe savaş suçu.


war criminal < İngilizce war criminal

war criminal < Türkçe savaş suçlusu.


war cry < İngilizce war cry

war cry < Türkçe savaş narası.


war game < İngilizce war game

war game < Türkçe ask. savaş oyunu.


war game < İngilizce war game

war game < Türkçe savaş oyunu


war god < İngilizce war god

war god < Türkçe savaş tanrısı.


war of nerves < İngilizce war of nerves

war of nerves < Türkçe sinir harbi.


war-horse < İngilizce war-horse

war-horse < Türkçe i.
1. savaş atı.
2. çok tecrübeli biri, eski kurt, eski tüfek.
3. (sık sık/fazlasıyla icra edildiği için) artık eskisi gibi etki uyandırmayan bir sanat eseri.


warble < İngilizce warble

warble < Türkçe f. ötmek, şakımak. i.
1. kuş ötüşü.
2. nağme, ezgi.


ward < İngilizce ward

ward < Türkçe i.
1. servis, koğuş: maternity ward doğum servisi. hospital ward hastane koğuşu.
2. bölge, semt: city ward kentin semtlerinden biri.
3. huk. vesayet altında bulunan kimse. f.


ward < İngilizce ward

ward < Türkçe sonek -e doğru, ... yönünde.


ward off < İngilizce ward off

ward off < Türkçe 1. (darbeyi) engellemek, savuşturmak, etkisiz hale getirmek, (darbenin) etkisini azaltmak; (darbeden) korunmak.
2. (kötü bir şeyi) defetmek, savmak.


warden < İngilizce warden

warden < Türkçe i.
1. hapishane müdürü.
2. memur; görevli: game warden (resmi) av bekçisi. air-raid warden hava alarm görevlisi.


warder < İngilizce warder

warder < Türkçe i., İng. gardiyan.


wardrobe < İngilizce wardrobe

wardrobe < Türkçe i.
1. bir kimsenin tüm giysileri, gardırop.
2. gardırop, giysi dolabı.
3. tiyatro kostümleri.


wards < İngilizce wards

wards < Türkçe sonek, bak. -ward.


wardship < İngilizce wardship

wardship < Türkçe i., huk. vasilik, vesayet.


warehouse < İngilizce warehouse

warehouse < Türkçe i. depo, ambar. f. -i depolamak, -i ambarlamak, -i depoya/ambara koymak.


warehouse < İngilizce warehouse

warehouse < Türkçe ambar


wares < İngilizce wares

wares < Türkçe i., çoğ. satılık mallar.


warfare < İngilizce warfare

warfare < Türkçe i. savaş, savaşma, savaşım.


warhead < İngilizce warhead

warhead < Türkçe i. (büyük bir mermiye ait) başlık: nuclear warhead nükleer başlık.


warlike < İngilizce warlike

warlike < Türkçe s.
1. savaşkan, savaşçı, cengâver.
2. savaşa ait, askeri.
3. savaşla tehdit eden.


warm < İngilizce warm

warm < Türkçe s.
1. ılık.
2. sıcak (hava): warm front sıcak hava kütlesi.
3. ısıtan, sıcak tutan (giysi, battaniye v.b.).
4. candan, hararetli, sıcak: a warm welcome sıcak bir karşılama.
5. yüreği sıcak, sevgi dolu; cana yakın, samimi (kimse).
6. sıcakkanlı.
7. sıcak (renk). f.
1. (up) ısıtmak, kızdırmak; ısınmak: Please warm this milk. Lütfen bu sütü ısıtın. The weather is warming up. Hava ısınıyor.
2. to/towards -e ısınmak, -e alışmak: He is warming to the work. İşe ısınıyor.
3. up (yarışmadan önce) hafif idman yapmak.
4. up (konserden/temsilden önce) son bir hazırlık yapmak.
5. up canlanmak, kızışmak, coşmak: The discussion is warming up. Tartışma canlanıyor.


warm boot < İngilizce warm boot

warm boot < Türkçe sıcak açış


warm start < İngilizce warm start

warm start < Türkçe sıcak başlatma


warm start < İngilizce warm start

warm start < Türkçe yarı otomatik başlatma


warm start < İngilizce warm start

warm start < Türkçe sıcak açış


warm up < İngilizce warm up

warm up < Türkçe ısıtma


warm-blooded < İngilizce warm-blooded

warm-blooded < Türkçe s.
1. zool. sıcakkanlı.
2. enerjik.
3. tutkulu.


warm-up period < İngilizce warm-up period

warm-up period < Türkçe ısınma süresi


warmhearted < İngilizce warmhearted

warmhearted < Türkçe s.
1. yüreği sıcak, sevgi dolu.
2. sıcak, dostça.


warmonger < İngilizce warmonger

warmonger < Türkçe i. savaş çığırtkanlığı yapan kimse.


warmth < İngilizce warmth

warmth < Türkçe i.
1. sıcaklık, ılıklık.
2. hararet, coşkunluk.
3. içtenlik, samimiyet.


warn < İngilizce warn

warn < Türkçe f.
1. uyarmak, ikaz etmek; tembih etmek: He warned us not to touch the wet paint. Islak boyaya elimizi sürmememiz için bizi uyardı. The doctor warned him against overeating. Doktor onu fazla yemek yememesi için uyardı.
2. haber vermek: He warned us of the approaching storm. Fırtınanın yaklaştığını bize haber verdi.


warning < İngilizce warning

warning < Türkçe i.
1. uyarma, ikaz; tembih.
2. uyarı.
3. ibret: Let this be a warning to you. Bu sana ibret olsun.


warning < İngilizce warning

warning < Türkçe uyarı


warning < İngilizce warning

warning < Türkçe uyarı


warning beep < İngilizce warning beep

warning beep < Türkçe uyarı sesi


warning beep < İngilizce warning beep

warning beep < Türkçe uyarı sesi


warning beep < İngilizce warning beep

warning beep < Türkçe uyarı sesi


warning message < İngilizce warning message

warning message < Türkçe uyarı iletisi


warning message < İngilizce warning message

warning message < Türkçe uyarı iletisi


warning message < İngilizce warning message

warning message < Türkçe uyarı iletisi


warning signal < İngilizce warning signal

warning signal < Türkçe uyarı sinyali


warp < İngilizce warp

warp < Türkçe f.
1. eğrilmek, çarpılmak; eğriltmek, çarpıtmak.
2. doğru yoldan saptırmak. i.
1. eğrilik, çarpıklık.
2. çözgü, arış.


warped < İngilizce warped

warped < Türkçe s.
1. eğrilmiş, eğri, çarpık.
2. sapık, sapkın.


warplane < İngilizce warplane

warplane < Türkçe i. savaş uçağı.


warrant < İngilizce warrant

warrant < Türkçe i.
1. gerekçe; haklı neden; yetki: The army cited civil unrest as its warrant for declaring martial law. Ordu sıkıyönetime gerekçe olarak toplumdaki huzursuzluğu gösterdi.
2. garanti, garanti belgesi.
3. kefalet. f.
1. gerektirmek, icap ettirmek.
2. izin vermek, yetki vermek: The law warrants the government´s intervention. Yasa hükümete müdahale yetkisini veriyor. The law doesn´t warrant this. Kanunlar buna izin vermez.
3. mazur göstermek: No excuse can warrant this misbehavior. Hiçbir özür bu kötü davranışı mazur gösteremez.
4. haklı çıkarmak, desteklemek: The evidence does not warrant your claim. Kanıtlar iddianızı desteklemiyor.
5. garanti etmek.
6. k. dili (sözlerle) temin etmek: I warrant she´ll be there tomorrow. Seni temin ederim ki o yarın orada olacak.
7. kefil olmak.


warrant officer < İngilizce warrant officer

warrant officer < Türkçe gedikli subay.


warrant officer < İngilizce warrant officer

warrant officer < Türkçe ask. gedikli subay.


warranty < İngilizce warranty

warranty < Türkçe i.
1. garanti, garanti belgesi.
2. huk. kefalet.
3. kefaletname.
4. yetki; hak; haklı neden.


warren < İngilizce warren

warren < Türkçe i.
1. çok tavşan bulunan yer.
2. kalabalık mahalle.


warrior < İngilizce warrior

warrior < Türkçe i. savaşçı, muharip, asker.


warship < İngilizce warship

warship < Türkçe i. savaş gemisi.


wart < İngilizce wart

wart < Türkçe i. siğil.


warthog < İngilizce warthog

warthog < Türkçe i., zool. afrikadomuzu.


wartime < İngilizce wartime

wartime < Türkçe i. savaş zamanı.


warts and all < İngilizce warts and all

warts and all < Türkçe k. dili olduğu gibi, olumsuz yanlarını saklamadan.


warty < İngilizce warty

warty < Türkçe s. siğilli.


wary < İngilizce wary

wary < Türkçe s. sakıngan, ihtiyatlı; tedbirli.



war* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara war* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

Rüya tabirleri sözlüğü /  www.ruyatabir.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com