
top*
46 sonuç...
i.
1. en üst bölüm, tepe, baş, üst: on the top of the hill tepenin başında. He stood on tiptoe and peered over the top of the wall. Ayaklarının ucuna basıp duvarın üstünden baktı. It´s at the top of the page. Sayfanın başında.
2. en üst kat: He lives at the top of the house. Evin en üst katında oturuyor.
3. üst yüzey, üst: Dust the top of that table! O masanın üstündeki tozu al!
4. kapak: Where´s the top of this jar? Bu kavanozun kapağı nerede?
5. en yetkili makam. s.
1. en üst: the top floor en üst kat.
2. en iyi: She was among the top ten students in her class. Sınıfının en iyi on öğrencisinden biriydi.
3. üstün, en iyi: top quality en iyi kalite.
4. en büyük; çok büyük: top speed azami hız. top prices en yüksek fiyatlar.
f. (-ped, -ping)
1. (bir yerin) tepesine/başına varmak; (bir şeyin) tepesinde/başında/üstünde bulunmak: That song has topped the charts for weeks. O şarkı haftalarca listelerin başında kaldı.
2. (bir yerin) üstünden geçmek.
3. (bir şeyin) üstüne sürmek: She topped the cake with whipped cream. Kekin üstüne çırpılmış krema sürdü.
4. (bir bitkinin) üst kısmını kesmek/koparmak.
5. -den fazla olmak, -i aşmak; -den iyisini yapmak; -i gölgede bırakmak: You´ve topped his record. Onun rekorunu aştın. Do you know a story that can top his? Onunkine taş çıkartacak bir hikâye biliyor musun?
i. topaç.
üst
en üstte
uzun çizme, uzun konçlu çizme.
k. dili en yüksek rütbeliler; en üst makamdakiler; kodamanlar.
k. dili zirvedeki kimse.
yukarıdan aşağı tasarım
silindir şapka.
üst kenar boşluğu
üst kenar
üst kenar boşluğu
dosya başlangıcı
form başı
Form başı
Sayfa başı
sayfa başı
(with) bir şeyi (... ile) noktalamak/tamamlamak: They topped off the evening with a walk through the park. Parkta bir gezintiyle geceyi noktaladılar.
İng. (birinin kısmen boşalmış kabını) (bir sıvıyla) doldurmak: Will you top up her glass with lemonade? Boşalan bardağını limonatayla doldurur musun?
çok gizli.
tepeden tabana, yukarıdan aşağı tasarım
s.
1. havaleli, yıkılacak gibi.
2. gerekenden fazla yönetici bulunan (bir yönetim).
s. en iyi kalite, birinci sınıf, üstün.
i. topaz.
i.
1. hafif palto.
2. (boyanmış yüzeyde) son kat boya, son kat.
yukarıdan aşağıya programlama
yukarıdan aşağıya programlama
s., k. dili çok şık, çok kibar, en seçkin zümreye ait/yakışan.
i. konu, mevzu.
Konu
konu
konu
s. güncel, aktüel.
s.
1. üstsüz, göğsü/memeleri örtülü olmayan (kadın).
2. kadının göğsünü/memelerini örtmeyen (giysi).
s. en üstteki.
i. topograf.
topografik anatomi
topografik ölçüm
i. topografya.
topoğrafya
ilinge
ilinge, topoloji
topoloji
f. (over/down) (havaleli bir şey) devrilmek/yıkılmak; (havaleli bir şeyi) devirmek/yıkmak.
z.
1. altüst, baş aşağı.
2. karmakarışık bir durumda. s.
1. altüst olmuş.
2. karmakarışık, karman çorman.
top* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

hile bul /
www.hilebul.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com