ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

tin* tin* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir tin* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 19 sonuç...

tin < İngilizce tin

tin < Türkçe i.
1. kalay.
2. teneke.
3. İng. teneke kutu, teneke. f. (-ned, -ning)
1. kalaylamak, kalay tabakasıyla kaplamak.
2. İng. (bir şeyi) teneke kutu içine koymak, kutulamak. s. teneke, tenekeden yapılmış.


tin < İngilizce tin

tin < Türkçe teneke


tincture < İngilizce tincture

tincture < Türkçe i. tentür.


tincture of iodine < İngilizce tincture of iodine

tincture of iodine < Türkçe tentürdiyot.


tincture of iodine < İngilizce tincture of iodine

tincture of iodine < Türkçe tentürdiyot.


tinder < İngilizce tinder

tinder < Türkçe i. (kav gibi) kuru ve çabuk tutuşan madde.


tine < İngilizce tine

tine < Türkçe i. (çatala ait) diş.


tinfoil < İngilizce tinfoil

tinfoil < Türkçe i. folyo.


ting < İngilizce ting

ting < Türkçe i. çınlama sesi. f. çınlamak; çınlatmak.


tinge < İngilizce tinge

tinge < Türkçe f.
1. with -i hafif bir şekilde (bir renge) boyamak: The dawn was tingeing the eastern horizon with pink. Şafak ufkun doğusunu pembeye boyuyordu.
2. with (-in kokusu) hafifçe (havaya) yayılmak; (-in tadı) (bir yemekte) azıcık bulunmak: The magnolias tinged the air with their fragrance. Manolyaların kokusu hafifçe havaya yayılıyordu.
3. with -e biraz ... katmak: He tinged his strictures with humor. Tenkitlerine biraz da mizah kattı. i. (bir şeyden) azıcık bir miktar: That gray has a tinge of blue in it. O gride azıcık bir mavi var.


tingle < İngilizce tingle

tingle < Türkçe f.
1. tatlı bir şekilde ürpermek; (vücutta bir yer) karıncalanmak: Her cheeks were tingling in the cold air. Soğuk, yanaklarını ısırıyordu.
2. çınlamak. i.
1. tatlı bir ürperti; (vücudun bir yerinde) karıncalanma.
2. çınlayış, çınlama.


tinker < İngilizce tinker

tinker < Türkçe i. (gezici) tenekeci. f.
1. (tamirci olmayan biri) bir şeyi tamir etmeye çalışmak; bir şeyi düzeltmeye çalışmak.
2. denemeler yaparak bir sonuca varmaya çalışmak.
3. with (bir şeyi) tamir etmeye çalışmak; (bir şeyi) düzeltmeye çalışmak.
4. with (tamir/düzeltme amacıyla) -i kurcalamak, -i ellemek: Don´t go tinkering with my car! Arabamı kurcalamasana!


tinkle < İngilizce tinkle

tinkle < Türkçe f. çıngırdamak; çıngırdatmak. i. çıngırtı.


tinner < İngilizce tinner

tinner < Türkçe i. kalaycı.


tinny < İngilizce tinny

tinny < Türkçe s.
1. teneke gibi.
2. tiz ve çirkin (madeni ses).


tinsel < İngilizce tinsel

tinsel < Türkçe i. (kısa kesilmiş) gümüşi şeritler.


tinsel conductor < İngilizce tinsel conductor

tinsel conductor < Türkçe gelin teli iletken


tint < İngilizce tint

tint < Türkçe i.
1. (renkte) açık bir ton: lavender tints açık morlar.
2. renk: a reddish tint kırmızımsı bir renk. f. (bir şeyi) (bir rengin açık bir tonuna) boyamak: Pervin tints her hair blue. Pervin saçına mavi bir ton veriyor.


tiny < İngilizce tiny

tiny < Türkçe s. ufacık, küçücük, minicik, minnacık, minimini.



tin* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara tin* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

bilgi ara /  www.bilgiara.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com