tight*
17 sonuç...
s.
1. sıkışmış: The lid of the jar is so tight I can´t open it. Kavanozun kapağı öyle sıkışmış ki açamıyorum.
2. iyice gerilmiş, gergin: The drumhead was quite tight. Davulun derisi çok gergindi.
3. dar/sıkı (giysi): a tight collar sıkı bir yaka. What tight pants! Ne dar bir pantolon! This sport coat´s too tight. Bu ceket beni sıkıyor.
4. aralarında az aralık bulunan, sık (saflar).
5. k. dili sıkı, cimri.
6. k. dili sarhoş.
7. temin edilmesi zor (bir malzeme). z. sıkı, sıkı bir şekilde: Hold on tight! Sıkı tutun/sarıl!
sıkı sıkıya bağlaşmış
f. (vida v.b.´ni) sıkıştırmak; (kemer v.b.´ni) sıkmak; (adale, ip v.b.´ni) germek; gerilmek, gerginleşmek.
kemerleri sıkmak.
kemerini sıkmak, daha tutumlu davranmak.
(kanunu) daha etkili bir hale getirmek, sertleştirmek.
sıkıştırıcı
s. eli sıkı, cimri.
s. ağzı sıkı, ağzı pek, ağzı kilitli, sır saklayan, ketum.
sıkı bağlı
sıkı sıkıya bağlı
sıkı bağlı
sıkıca bağlantılı sistem
i. cambazların üzerinde yürüdüğü sıkı gerilmiş ip.
ip cambazı.
i., çoğ.
1. leotar.
2. İng. külotlu çorap.
i., k. dili cimri.
tight* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri