ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

thin* thin* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir thin* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 38 sonuç...

thin < İngilizce thin

thin < Türkçe s.
1. ince, kalın olmayan.
2. zayıf, kuru; sıska.
3. fazlasıyla ince, içine su katılmış gibi (sıvı).
4. az, seyrek (bir topluluk): a thin crowd az bir kalabalık.
5. hafif (sis/duman/toz).
6. zayıf, yetersiz; inandırıcı olmayan: a thin excuse zayıf bir bahane. a thin possibility zayıf bir ihtimal.


thin < İngilizce thin

thin < Türkçe f. (-ned, -ning)
1. (sıvıyı) inceltmek.
2. (bitkileri) seyreltmek.
3. (saç) seyrelmek.


thin < İngilizce thin

thin < Türkçe Ince


thin < İngilizce thin

thin < Türkçe ince


thin down-out < İngilizce thin down-out

thin down-out < Türkçe k. dili (kalabalık) azalmak.


thin ethernet < İngilizce thin ethernet

thin ethernet < Türkçe ince Ethernet


thin film < İngilizce thin film

thin film < Türkçe ince film


thin plate model < İngilizce thin plate model

thin plate model < Türkçe ince levha modeli


thin route network < İngilizce thin route network

thin route network < Türkçe seyrek trafikli ağ


thin-skinned < İngilizce thin-skinned

thin-skinned < Türkçe s. alıngan, kırılgan.


thine < İngilizce thine

thine < Türkçe s., eski senin. zam., eski seninki.


thing < İngilizce thing

thing < Türkçe i.
1. şey, nesne: What´s that thing? O ne? How do you start the thing? Bunu nasıl çalıştırıyorsun? Get that thing out of here this minute! Onu buradan hemen çıkar!
2. şey, olay: A funny thing happened to me this morning. Bu sabah bana tuhaf bir şey oldu.
3. (soyut) şey: What a nice thing to say! Ne nazik bir söz!
4. şey, konu, mevzu: I only want to talk about two things. Sadece iki şeyden söz etmek istiyorum.
5. insan, kişi: Poor little thing! Zavallıcık!
6. giysi: Where have you put your winter things? Kışlık giysilerini nereye koydun?
7. çoğ. işler: How are things going at the office? Ofisteki işler nasıl?
8. çoğ. ilişkiler: How are things between you and İrem? İrem´le aranız nasıl?
9. çoğ. eşya: Where can I store all these things? Tüm bu eşyaları nerede saklayabilirim?


thingamabob < İngilizce thingamabob

thingamabob < Türkçe i., k. dili, bak. thingamajig.


thingamajig < İngilizce thingamajig

thingamajig < Türkçe i., k. dili şey, zımbırtı, zırıltı.


things are looking up < İngilizce things are looking up

things are looking up < Türkçe k. dili İşler iyiye gidiyor.


things are picking up < İngilizce things are picking up

things are picking up < Türkçe k. dili İşler iyiye gidiyor.


things look bad < İngilizce things look bad

things look bad < Türkçe k. dili Durum hiç iyi görünmüyor.


things look bad for you < İngilizce things look bad for you

things look bad for you < Türkçe İşiniz kötü./Yandınız.


think < İngilizce think

think < Türkçe f. (thought)
1. düşünmek: Shut up! I´m thinking. Sus! Düşünüyorum. What are you thinking? Neyi düşünüyorsun? I´m thinking how ridiculous this is. Bunun ne kadar gülünç olduğunu düşünüyorum. I don´t think it´ll happen. Bence olmayacak. I think I´ll get some fresh air. Biraz hava alsam iyi olur. I think I´ll take a walk. Ben bir yürüyüşe çıkayım.
2. zannetmek, sanmak, beklemek, ummak: He thinks he´s something. Kendini bir şey zannediyor. Who would have thought they´d choose that novel? O romanı seçeceklerini kim beklerdi? You´d think he was the priest. Onun papaz olduğunu zannederdin.
3. inanmak, aklına sığdırmak, aklı almak: I can´t think they´re building their house there. Onların orada ev yapmasını aklıma sığdıramıyorum.
4. saymak, addetmek: Do as you think fit. Nasıl uygun görüyorsanız öyle yapın. If you think it´s worth doing then do it! Yapmaya değer diye düşünüyorsan yap.


think about < İngilizce think about

think about < Türkçe 1. -i düşünmek, -i aklına getirmek: Do you ever think about me? Beni hiç düşünüyor musun?
2. -i uzun uzun düşünmek, -i iyice düşünmek.
3. aklına gelmek; (bir şey yapmayı) düşünmek, tasarlamak: We thought about doing that. Onu yapmayı düşündük.
4. ... hakkında düşünmek: What does Gani think about it? Gani onun hakkında ne düşünüyor?


think back on < İngilizce think back on

think back on < Türkçe -i aklına getirmek, -i hatırlamak.


think better of < İngilizce think better of

think better of < Türkçe düşünüp fikrini değiştirmek, (bir şeyi) yapmaktan vazgeçmek.


think better of < İngilizce think better of

think better of < Türkçe (bir şeyin akıl kârı olmadığını düşünerek) -den vazgeçmek.


think highly of < İngilizce think highly of

think highly of < Türkçe -e saygı duymak/beslemek.


think in terms of < İngilizce think in terms of

think in terms of < Türkçe k. dili -i tasarlamak: You seem to be thinking in terms of a palace. Sen galiba bir saray yapmayı planlıyorsun.


think little of < İngilizce think little of

think little of < Türkçe 1. -e değer vermemek, -i önemsiz saymak.
2. duraksamamak, tereddüt etmemek.


think much of < İngilizce think much of

think much of < Türkçe -e göre pek iyi/değerli olmak: I don´t think much of him. Benim gözümde pek değerli biri değil.


think nothing of < İngilizce think nothing of

think nothing of < Türkçe 1. (bir şey) -in gözünde büyük bir iş olmamak, -e göre mesele olmamak: He thinks nothing of running ten kilometers a day. Onun için günde on kilometre koşmak işten bile değil.
2. (birini) hiçe saymak.


think nothing of it < İngilizce think nothing of it

think nothing of it < Türkçe k. dili Bir şey değil!/Önemli değil!


think of < İngilizce think of

think of < Türkçe 1. aklına gelmek; (bir şey yapmayı) düşünmek, tasarlamak: They´re thinking of moving to İznik. İznik´e taşınmayı düşünüyorlar.
2. hakkında düşünmek: What do you think of him? Onun hakkında ne düşünüyorsun?
3. -i hesaba katmak, -i düşünmek: You must think of your family as well. Aileni de düşünmen lazım.
4. -i düşünmek, -i aklına getirmek: Just think of it! Onu bir düşün!


think of s.o.-s.t. as < İngilizce think of s.o.-s.t. as

think of s.o.-s.t. as < Türkçe birini/bir şeyi ... olarak düşünmek: She never thought of herself as an artist. Kendini hiç ressam olarak düşünmedi.


think of s.o.-s.t. in terms of < İngilizce think of s.o.-s.t. in terms of

think of s.o.-s.t. in terms of < Türkçe birini/bir şeyi (belirli bir şekilde) düşünmek/görmek: He only thinks of Selma in terms of her beautiful body. Selma´yı sadece güzel bir vücut olarak görüyor.


think the world of < İngilizce think the world of

think the world of < Türkçe k. dili (birine) çok değer vermek, (birini) çok sevmek.


think time < İngilizce think time

think time < Türkçe düşünme zamanı


thinker < İngilizce thinker

thinker < Türkçe i. düşünür.


thinking < İngilizce thinking

thinking < Türkçe i. düşünme; düşünüş. s. düşünen.


thinner < İngilizce thinner

thinner < Türkçe i. tiner; inceltici.


thinner < İngilizce thinner

thinner < Türkçe inceltici



thin* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara thin* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com