
tend*
16 sonuç...
f.
1. (to) (birine) bakmak, (birinin) bakımıyla meşgul olmak.
2. (to) (hayvana/bitkiye) bakmak.
3. (belirli bir yere) ait işlerle meşgul olmak: He tends bar in a hotel. Bir otelde barmenlik yapıyor.
f.
1. eğiliminde olmak: She tends to do the washing on Mondays. Genellikle çamaşırı pazartesileri yıkıyor. He tends to exaggerate. Onun mübalağa etme eğilimi var.
2. -e yol açmak, -e neden olmak: Such measures tend to promote inflation. Genellikle böyle önlemler enflasyonu artırır.
yelten
i. eğilim, meyil.
s.
1. kolaylıkla incinen, hassas, duyarlı: The skin around the wound is very tender. Yarayı çevreleyen cilt çok hassas.
2. şefkatli, müşfik, sevecen.
3. yumuşak, sert olmayan (et, sebze, meyve v.b.).
i. müteahhidin sunduğu iş teklifi. f.
1. arzetmek.
2. ödemek üzere (para) vermek.
i., d.y. tender.
teklif
çoğ. -s (ten´dırfûts)/ten.der.feet (ten´dırfit) i. acemi çaylak, acemi kimse.
s. yufka yürekli.
f., İng., bak. tenderize.
f. (eti) yumuşatmak.
i. fileto.
i.
1. şefkat, sevecenlik.
2. kolaylıkla incinme, hassaslık, duyarlılık, duyarlık.
3. (et, sebze, meyve v.b. için) yumuşaklık, sert olmama.
i., anat. kiriş.
i. asma bıyığı, sülük.
tend* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com