ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

star* star* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir star* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 83 sonuç...

star < İngilizce star

star < Türkçe i.
1. yıldız.
2. sin., tiy., müz. yıldız, star: She´s become a movie star. Sinema yıldızı oldu.


star < İngilizce star

star < Türkçe f. (-red, -ring)
1. -in yanına yıldız işareti koymak.
2. (belirli bir filmin) yıldızı olmak: This film stars Charlie Chaplin. Bu filmin yıldızı Şarlo. Charlie Chaplin starred in many movies. Şarlo birçok filmin yıldızıydı.


star < İngilizce star

star < Türkçe s. en iyi; üstün: star role en önemli rol.


star < İngilizce star

star < Türkçe yıldız


star < İngilizce star

star < Türkçe yıldız


star connected device < İngilizce star connected device

star connected device < Türkçe yıldız bağlantılı devre


star delta starter < İngilizce star delta starter

star delta starter < Türkçe yıldız üçgen yol verici


star network < İngilizce star network

star network < Türkçe yıldız ağ


star network < İngilizce star network

star network < Türkçe yıldız ağ


star network < İngilizce star network

star network < Türkçe yıldız ağ


star system < İngilizce star system

star system < Türkçe sin., tiy., müz. star sistemi.


star-of-bethlehem < İngilizce star-of-bethlehem

star-of-bethlehem < Türkçe çoğ. stars-of-Beth.le.hem (starz´ıvbeth´lîhem) i., bot. tükürükotu.


star-ring network < İngilizce star-ring network

star-ring network < Türkçe yıldız/halka ağ


star-ring network < İngilizce star-ring network

star-ring network < Türkçe yıldız/halka ağ


starboard < İngilizce starboard

starboard < Türkçe i. (geminin) sancak tarafı, sancak. s. sancağa ait.


starch < İngilizce starch

starch < Türkçe i.
1. kola.
2. nişasta.
3. resmiyet, resmilik, resmi tavırlar. f. kolalamak.


starch < İngilizce starch

starch < Türkçe nişasta


starched < İngilizce starched

starched < Türkçe s. kolalı, kolalanmış.


starchy < İngilizce starchy

starchy < Türkçe nişastalı


stare < İngilizce stare

stare < Türkçe f. (at) (dikkatle) bakmak. i. (uzun ve dikkatli) bakış.


starfish < İngilizce starfish

starfish < Türkçe i. (çoğ. star.fish/-es) zool. denizyıldızı.


stark < İngilizce stark

stark < Türkçe s.
1. ıssız; boş; çıplak: stark mountain peaks çıplak dağ zirveleri.
2. çok sade (üslup); gerçekleri hiç yumuşatmayan (anlatım).
3. katıksız, saf, tam: stark madness tam delilik. z. büsbütün, tamamen: stark raving mad zırdeli. stark naked çırılçıplak, çırçıplak.


stark naked < İngilizce stark naked

stark naked < Türkçe çırılçıplak, anadan doğma.


stark raving mad < İngilizce stark raving mad

stark raving mad < Türkçe kudurmuş, delirmiş.


starlet < İngilizce starlet

starlet < Türkçe i., sin. yıldız adayı, yıldızcık; yıldız olmayı uman genç aktris.


starlight < İngilizce starlight

starlight < Türkçe i. yıldız ışığı.


starling < İngilizce starling

starling < Türkçe i., zool. sığırcık, çekirgekuşu.


starlit < İngilizce starlit

starlit < Türkçe s. yıldızlarla aydınlanmış, yıldızlı.


starred < İngilizce starred

starred < Türkçe s. yıldız işaretli, yıldızlı.


starry < İngilizce starry

starry < Türkçe s. yıldızı çok olan, çok yıldızlı.


starry-eyed < İngilizce starry-eyed

starry-eyed < Türkçe s. hiç olmayacak bir şeye kapılıp gitmiş; hiç olmayacak bir şeyin peşinde koşan.


start < İngilizce start

start < Türkçe f.
1. başlamak; başlatmak: It started to rain. Yağmur yağmaya başladı. They´ve started fighting. Dövüşmeye başladılar. Prices start at fifteen million liras. Fiyatlar on beş milyon liradan başlıyor. The E 5 superhighway starts in Edirne. E 5 karayolu Edirne´de başlıyor. We´ll start with you. Seninle başlayacağız. Who started this? Bunu kim başlattı?
2. (out/off) yola çıkmak/koyulmak: We set out for Mersin. Mersin´e hareket ettik.
3. (back) irkilmek, ürküp gayriihtiyari bir hareket yapmak.
4. from (bir yerden) birdenbire ayağa sıçramak.
5. from (bir yerden) fışkırmak.
6. (at) spor (maçın başlangıcında) (takımda) yer almak: He´s starting for Fenerbahçe at forward. Bu maçta Fenerbahçe takımında forvet olarak yer alacak.


start < İngilizce start

start < Türkçe i.
1. başlangıç.
2. yola çıkma: Let´s get an early start. Erken yola çıkalım.
3. spor start, depar, çıkış.
4. spor çıkış çizgisi.
5. irkilme: He awoke with a start. İrkilerek uyandı.


start < İngilizce start

start < Türkçe 1. başla,
2. başlatmak


start < İngilizce start

start < Türkçe 1. başlama, başlatma;
2. yolverme;
3. başı


start (on) a new bottle of wine < İngilizce start (on) a new bottle of wine

start (on) a new bottle of wine < Türkçe yeni bir şişe şaraba başlamak.


start (to) work < İngilizce start (to) work

start (to) work < Türkçe işe başlamak.


start a car < İngilizce start a car

start a car < Türkçe oto. motoru çalıştırmak.


start a fire < İngilizce start a fire

start a fire < Türkçe 1. yangın çıkarmak: Do you think an arsonist started this fire? Sence bu yangını bir kundakçı mı çıkardı?
2. in -i yakmak; ateş yakmak: They´ve started a fire in the fireplace. Şömineyi yaktılar. Let´s start a fire. Ateş yakalım.


start a meeting < İngilizce start a meeting

start a meeting < Türkçe toplantıyı açmak.


start address < İngilizce start address

start address < Türkçe başlama adresi


start back < İngilizce start back

start back < Türkçe geri dönmek, dönmek.


start bit < İngilizce start bit

start bit < Türkçe başlangıç biti


start element < İngilizce start element

start element < Türkçe başlama öğesi


start from one-s sleep < İngilizce start from one-s sleep

start from one-s sleep < Türkçe uykusundan sıçrayarak uyanmak.


start from scratch < İngilizce start from scratch

start from scratch < Türkçe hiçten başlamak, sıfırdan başlamak.


start legal proceedings (against) < İngilizce start legal proceedings (against)

start legal proceedings (against) < Türkçe (-e karşı) dava açmak/hukuki yollara başvurmak.


start of (character, text) < İngilizce start of (character, text)

start of (character, text) < Türkçe başı damgası (damga, metin)


start off < İngilizce start off

start off < Türkçe başlamak: We started off fine, but after a month things began to go wrong between us. İyi başladık, fakat bir ay sonra aramız bozulmaya yüz tuttu.


start out as < İngilizce start out as

start out as < Türkçe ... olarak çalışmaya başlamak: He started out as a cabin boy and now he´s a captain. Miço olarak çalışmaya başlayıp şimdi kaptan oldu.


start out to do s.t. < İngilizce start out to do s.t.

start out to do s.t. < Türkçe belirli bir amaç güderek yola çıkmak: He started out to be a doctor but ended up as a writer. Hekim olacağım diye işe başladı, fakat sonunda yazar olup çıktı.


start s.o. in business < İngilizce start s.o. in business

start s.o. in business < Türkçe birinin iş hayatına atılmasına yardım etmek.


start s.o. out-in < İngilizce start s.o. out-in

start s.o. out-in < Türkçe (as ...) birini (belirli bir işte) çalışmaya başlatmak: We´ll start you out in the packing department. Seni ambalaj bölümünde işe başlatacağız.


start s.t. going-up < İngilizce start s.t. going-up

start s.t. going-up < Türkçe 1. bir makineyi çalıştırmak.
2. bir şeyi başlatmak.


start signal < İngilizce start signal

start signal < Türkçe spor start.


start signal < İngilizce start signal

start signal < Türkçe başlatma sinyali


start something < İngilizce start something

start something < Türkçe k. dili kavga çıkarmak: Are you trying to start something? Kavga mı çıkarmaya çalışıyorsun?


start stop transmission < İngilizce start stop transmission

start stop transmission < Türkçe dur-kalk türü iletim


start the ball rolling < İngilizce start the ball rolling

start the ball rolling < Türkçe işi başlatmak.


start to one-s feet < İngilizce start to one-s feet

start to one-s feet < Türkçe birdenbire ayağa sıçramak.


start up < İngilizce start up

start up < Türkçe başlat


start up disk < İngilizce start up disk

start up disk < Türkçe açış disketi


start-of-text character < İngilizce start-of-text character

start-of-text character < Türkçe metin-başı damgası


starter < İngilizce starter

starter < Türkçe i.
1. yarışa katılan kimse/at.
2. başlayan kimse.
3. spor starter, çıkışçı, başlama hakemi.
4. oto. marş.
5. k. dili başlangıç.
6. İng. ordövr, meze.
7. maya.


starter < İngilizce starter

starter < Türkçe yolverici


starter < İngilizce starter

starter < Türkçe başlatıcı


starter-s pistol < İngilizce starter-s pistol

starter-s pistol < Türkçe spor yarış tabancası.


starting < İngilizce starting

starting < Türkçe 1. yolverme,
2. başlama


starting line < İngilizce starting line

starting line < Türkçe spor çıkış çizgisi.


starting point < İngilizce starting point

starting point < Türkçe başlangıç/çıkış/hareket noktası.


starting value < İngilizce starting value

starting value < Türkçe yol verme değeri (röle)


startle < İngilizce startle

startle < Türkçe f. irkiltmek.


startling < İngilizce startling

startling < Türkçe s. çok şaşırtıcı.


startup disk < İngilizce startup disk

startup disk < Türkçe Başlatma disketi


startup disk < İngilizce startup disk

startup disk < Türkçe başlatma disketi


startup disk < İngilizce startup disk

startup disk < Türkçe başlatma disketi


startup screen < İngilizce startup screen

startup screen < Türkçe başlangıç ekranı


startup screen < İngilizce startup screen

startup screen < Türkçe başlangıç ekranı


starvation < İngilizce starvation

starvation < Türkçe i. açlık çekme; açlıktan ölme.


starvation < İngilizce starvation

starvation < Türkçe açlık


starve < İngilizce starve

starve < Türkçe f.
1. açlık çekmek; açlıktan ölmek.
2. (birini) aç bırakmak.
3. k. dili çok acıkmak.
4. for (bir şeyin) eksikliğini/yokluğunu çok duymak.


starve s.o. out < İngilizce starve s.o. out

starve s.o. out < Türkçe birini aç bırakarak teslim olmaya zorlamak.


starve s.o.-an animal to death < İngilizce starve s.o.-an animal to death

starve s.o.-an animal to death < Türkçe birini/bir hayvanı açlıktan öldürmek.



star* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara star* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara



282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com