
special*
19 sonuç...
s. özel, normal olmayan. i.
1. özel bir program.
2. (normal tarifede bulunmayan) özel bir tren.
3. (fiyatta) özel bir indirim.
4. (lokantada her zaman yapılmayan) yemek: Today´s special is potato soup. Bugünkü özel yemeğimiz patates çorbası.
özel
özel
özel durum.
özel damga
ekspres mektup.
özel baskı.
özel amaçlı bilgisayar
i., İng., bak. specialization.
f., İng., bak. specialize.
i. mütehassıs, uzman.
uzman
uzman
i.
1. özel nitelik.
2. İng., bak. specialty.
i.
1. (birçok alan/iş yerine) tek bir alanda çalışma/tek bir iş yapma; uzmanlaşma.
2. biyol. özelleşme.
uzmanlık
f. in
1. -in uzmanlık alanı/özel ilgi alanı (belirli bir şey) olmak: That firm specializes in tax law. O firmanın uzmanlık alanı vergi hukuku.
2. ihtisas yapmak: She is specializing in pediatrics. Pediyatri ihtisası yapıyor. He is specializing in Ottoman history. Osmanlı tarihi üzerinde ihtisas yapıyor.
i.
1. uzmanlık alanı, özel ilgi alanı, ihtisas, branş.
2. (lokantada) spesiyalite.
uzmanlık
special* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

şiir ara /
www.siirara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com