
skin*
13 sonuç...
i.
1. cilt, deri, ten.
2. (hayvana ait) deri; post: bearskin ayı postu.
3. kabuk: banana skin muz kabuğu.
4. (süt, yoğurt v.b.´nin üstünde oluşan) kaymak.
f. (-ned, -ning)
1. -in derisini yüzmek.
2. sıyırmak; hafif yaralamak: He fell and skinned his knee. Düştü ve dizi sıyrıldı.
3. (kabuğunu, dış zarını) soymak, çıkarmak.
4. (alive) k. dili çok azarlamak, haşlamak; cezalandırmak; dövmek: If you do that again I´ll skin you alive! Bir daha yaparsan seni öldürürüm!
5. k. dili kazıklamak, dolandırmak.
6. up (ağaç, direk v.b.´ne) tırmanmak, tırmanarak çıkmak.
7. down (ağaç, direk v.b.´nden) inmek.
8. through (dar bir yerden) güçbela/ancak geçmek.
9. through güçbela başarmak/becermek.
deri
aletsiz dalgıç.
aletsiz dalış.
deri olayı
yüzey etkisi
yüzey tarama ışığı
s. derine gitmeyen, yüzeysel, sathi.
i. pinti, cimri.
s. sıska.
f. (-ped, -ping) çıplak yüzmek: They went skinny-dipping in the lake last night. Dün gece gölde çıplak yüzdüler.
s. vücuda âdeta yapışan, çok dar (giysi).
skin* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

hastaneler, bankalar, oteller, yemek firmaları, kimya firmaları, tekstil firmaları, yazılım firmaları, peyzaj firmaları...
İşini iyi yapan firmalar / www.firmasec.com / firma ekle
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com