
sink
f. (sank/sunk, sunk/sunk.en)
sink
i.
sink
alıcı
sink
alış noktası, yutak
sink
v.bat:n.küvet
sink fast
(ağır hasta) son günlerini yaşamak, günleri sayılı olmak, günlerini saymak.
sink into a chair
bir koltuğa çökmek.
sink into a deep sleep
derin bir uykuya dalmak.
sink into a depression
depresyona girmek.
sink low
1. (güneş/ay) çok alçalmak.
sink one-s troubles in drink
içkiyle dertlerini unutmak.
sink their differences
aralarındaki anlaşmazlıkları bertaraf etmek.
sink to one-s knees
diz çökmek, dizlerinin üzerine çökmek.
sink without a trace
sırra kadem basmak. Her heart sank. Birdenbire umutsuzluğa düştü.
sinker
i. (olta için) kurşun.