ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

si* si* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir si* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 100 sonuç...

si < İngilizce si

si < Türkçe i., müz. si notası, gamın yedinci notası.


sialaden < İngilizce sialaden

sialaden < Türkçe tükürük bezi


sialadenitis < İngilizce sialadenitis

sialadenitis < Türkçe sialadenit


siam < İngilizce siam

siam < Türkçe i., tar. Siyam.


siamese < İngilizce siamese

siamese < Türkçe i.
1. (çoğ. Si.a.mese) tar. Siyamlı.
2. Siyamca, Tayca.
3. (çoğ. Si.a.mese) siyamkedisi. s.
1. Siyam, Siyam´a özgü.
2. Siyamca, Tayca.
3. tar. Siyamlı.


siamese cat < İngilizce siamese cat

siamese cat < Türkçe siyamkedisi.


siamese twins < İngilizce siamese twins

siamese twins < Türkçe yapışık ikizler.


siberia < İngilizce siberia

siberia < Türkçe i. Sibirya.


siberian < İngilizce siberian

siberian < Türkçe i. Sibiryalı. s.
1. Sibirya, Sibirya´ya özgü.
2. Sibiryalı.


sibilant < İngilizce sibilant

sibilant < Türkçe s., dilb. ıslıklı. i., dilb. ıslıklı ünsüz.


sibilant < İngilizce sibilant

sibilant < Türkçe sibilan


sibilant rale < İngilizce sibilant rale

sibilant rale < Türkçe sibilan ral


sibling < İngilizce sibling

sibling < Türkçe i. kardeş.


sibling < İngilizce sibling

sibling < Türkçe kardeş


sibling element < İngilizce sibling element

sibling element < Türkçe kardeş öğe


sibling element < İngilizce sibling element

sibling element < Türkçe kardeş öğe


sibling element < İngilizce sibling element

sibling element < Türkçe kardeş öğe


sibling nodes < İngilizce sibling nodes

sibling nodes < Türkçe kardeş düğümler


sic < İngilizce sic

sic < Türkçe f. (-ced, -cing) on (köpeği/birini) (birine) saldırtmak: He sicced his lawyers on me. Avukatlarını bana saldırttı. Sic´em! Saldır! (Köpeğe söylenir.).


siccative < İngilizce siccative

siccative < Türkçe kurutucu


sicilian < İngilizce sicilian

sicilian < Türkçe i. Sicilyalı. s.
1. Sicilya, Sicilya´ya özgü.
2. Sicilyalı.


sicily < İngilizce sicily

sicily < Türkçe i. Sicilya.


sick < İngilizce sick

sick < Türkçe s.
1. hasta, rahatsız.
2. ruhen hasta. i., İng. kusmuk. f. up İng., k. dili kusmak.


sick < İngilizce sick

sick < Türkçe f., bak sic.


sick < İngilizce sick

sick < Türkçe hasta


sick abed < İngilizce sick abed

sick abed < Türkçe yatalak hasta


sick at heart < İngilizce sick at heart

sick at heart < Türkçe üzgün, kederli.


sick bay < İngilizce sick bay

sick bay < Türkçe revir.


sick leave < İngilizce sick leave

sick leave < Türkçe hastalık izni.


sick room < İngilizce sick room

sick room < Türkçe hasta odası


sickbed < İngilizce sickbed

sickbed < Türkçe i. hasta yatağı.


sicken < İngilizce sicken

sicken < Türkçe f.
1. tiksindirmek, midesini bulandırmak.
2. hastalanmak.
3. midesi bulanmak; midesini bulandırmak.
4. of -den illallah demek.


sickening < İngilizce sickening

sickening < Türkçe s.
1. mide bulandırıcı.
2. iğrenç, mide bulandırıcı, tiksindirici.
3. korkunç.


sickle < İngilizce sickle

sickle < Türkçe i. orak. f. orakla biçmek.


sickle cell < İngilizce sickle cell

sickle cell < Türkçe orak hücre


sickle cell anemia < İngilizce sickle cell anemia

sickle cell anemia < Türkçe orak hücreli anemi


sickling < İngilizce sickling

sickling < Türkçe oraklaşma


sickly < İngilizce sickly

sickly < Türkçe s.
1. hastalıklı.
2. solgun ve nahoş (renk/tebessüm).
3. mide bulandırıcı.
4. sağlıklı olmayan (iklim).


sickness < İngilizce sickness

sickness < Türkçe i.
1. hastalık.
2. mide bulantısı.


sickroom < İngilizce sickroom

sickroom < Türkçe i. hasta odası.


side < İngilizce side

side < Türkçe i.
1. yan, taraf: Which side of the box has a label on it? Kutunun hangi tarafı etiketli? The house was on the side of a hill. Ev bir tepenin yamacındaydı. We entered the building from the side. Binaya yan tarafından girdik. On the right side of the street you´ll see a grocery store. Sokağın sağ kolunda bir bakkal göreceksin. One side of the sheet was blank. Sayfanın bir yüzü boştu. Look at the matter from all sides. Meseleye her yönden bak. Only the front side of the building has been restored. Yalnız binanın ön cephesi restore edildi. I´ve got a pain in my right side. Sağ yanımda bir ağrı var. He´s Turkish on his father´s side. Baba tarafından Türktür.
2. den. borda.
3. kenar: He was standing by the side of the road. Yolun kenarında duruyordu.
4. taraf: Which side are you for? Hangi tarafı tutuyorsun?
5. İng., spor takım.
6. İng., k. dili kibir, kurum, hava. s.
1. yan, ikinci derecede olan, ikincil: side issue ikincil mesele.
2. bir yanda bulunan, yan: side door yan kapı.


side < İngilizce side

side < Türkçe f.
1. against -e karşı olmak.
2. with -in tarafını tutmak.


side < İngilizce side

side < Türkçe yan


side < İngilizce side

side < Türkçe yan


side band < İngilizce side band

side band < Türkçe yan kuşak


side by side < İngilizce side by side

side by side < Türkçe yan yana.


side by side < İngilizce side by side

side by side < Türkçe yan yana


side by side < İngilizce side by side

side by side < Türkçe yan yana


side dish < İngilizce side dish

side dish < Türkçe baş yemek dışındaki yiyecek.


side effect < İngilizce side effect

side effect < Türkçe yan etki, yan tesir.


side effect < İngilizce side effect

side effect < Türkçe yan etki


side looking radar < İngilizce side looking radar

side looking radar < Türkçe yanal gözleyen radar


side reaction < İngilizce side reaction

side reaction < Türkçe yan etki


side street < İngilizce side street

side street < Türkçe yan sokak.


side-wheeler < İngilizce side-wheeler

side-wheeler < Türkçe i. yandan çarklı vapur, yandan çarklı.


sideband < İngilizce sideband

sideband < Türkçe yanbant


sideband suppression < İngilizce sideband suppression

sideband suppression < Türkçe yanbant bastırımı


sidebar < İngilizce sidebar

sidebar < Türkçe kenar çubuğu


sidebars < İngilizce sidebars

sidebars < Türkçe Kenar çubukları


sidebars < İngilizce sidebars

sidebars < Türkçe kenar çubukları


sideboard < İngilizce sideboard

sideboard < Türkçe i., İng. büfe (bir mobilya).


sideboards < İngilizce sideboards

sideboards < Türkçe i., çoğ., İng., bak. sideburns.


sideburns < İngilizce sideburns

sideburns < Türkçe i., çoğ. favori (sakal/saç).


sidecar < İngilizce sidecar

sidecar < Türkçe i. (motosiklete ait) sepet.


sided < İngilizce sided

sided < Türkçe s. yanlı, taraflı: an eight-sided figure sekiz yanlı bir şekil. a many-sided person çok yönlü bir kişi.


sidekick < İngilizce sidekick

sidekick < Türkçe i., k. dili arkadaş, yardımcı.


sideline < İngilizce sideline

sideline < Türkçe i.
1. futbol, basketbol yan çizgi.
2. asıl işten farklı ikinci bir gelir kaynağı olan iş.


sidelit screen < İngilizce sidelit screen

sidelit screen < Türkçe yandan aydınlatılmış ekran


sidelobe < İngilizce sidelobe

sidelobe < Türkçe yankulak


sidelobe < İngilizce sidelobe

sidelobe < Türkçe yan kulak


sidelong < İngilizce sidelong

sidelong < Türkçe z. yandan: He looked sidelong at her. Ona yan gözle baktı. s. yandan olan: a sidelong glance yan yan bakma.


sidelooking radar < İngilizce sidelooking radar

sidelooking radar < Türkçe yana bakan radar


sideropenia < İngilizce sideropenia

sideropenia < Türkçe sideropeni


sideropenic < İngilizce sideropenic

sideropenic < Türkçe sideropenik


siderosis < İngilizce siderosis

siderosis < Türkçe sideroz


siderotic < İngilizce siderotic

siderotic < Türkçe siderotik


siderous < İngilizce siderous

siderous < Türkçe demirli


sidestep < İngilizce sidestep

sidestep < Türkçe f. (-ped, -ping)
1. -den kaçmak, -e yan çizmek.
2. boks (birine karşı) ayak oyunları yapmak, saydsteps yapmak.


sideswipe < İngilizce sideswipe

sideswipe < Türkçe i.
1. yandan çarpma.
2. eleştiri, eleştirici söz. f. (bir şeye) yandan çarpmak.


sidetone < İngilizce sidetone

sidetone < Türkçe yanton


sidetrack < İngilizce sidetrack

sidetrack < Türkçe i., d.y. barınma hattı; rampa hattı. f.
1. (birini) asıl amacından saptırmak; (birini) lafa boğmak.
2. d.y. -i barınma hattına almak.


sidewalk < İngilizce sidewalk

sidewalk < Türkçe i. yaya kaldırımı, kaldırım, trotuar.


sidewall < İngilizce sidewall

sidewall < Türkçe i. (otomobil lastiğine ait) yanak.


sideways < İngilizce sideways

sideways < Türkçe z.
1. yandan.
2. yan yan: Move sideways! Yan yan git!
3. yanlamasına, yan.
4. yana.


siding < İngilizce siding

siding < Türkçe i.
1. d.y. kör hat; barınma hattı; rampa hattı.
2. (binanın dış yüzünü oluşturan) (ahşap/metal) kaplama.


sidle < İngilizce sidle

sidle < Türkçe f.
1. yan yan gitmek.
2. (biri) yanaşmak.
3. yan yan getirmek; (gemiyi) yanaştırmak.


sidle up to < İngilizce sidle up to

sidle up to < Türkçe (birinin) yanına yaklaşmak, (birine) yanaşmak.


siege < İngilizce siege

siege < Türkçe i. kuşatma, muhasara.


sierra leone < İngilizce sierra leone

sierra leone < Türkçe Sierra Leone.


sierra leonean < İngilizce sierra leonean

sierra leonean < Türkçe 1. Sierra Leoneli.
2. Sierra Leone, Sierra Leone´ye özgü.


sieve < İngilizce sieve

sieve < Türkçe i. elek; kalbur. f. elekten geçirmek, elemek; kalburdan geçirmek, kalburlamak.


sieve < İngilizce sieve

sieve < Türkçe v.ele:n.elek


sieving < İngilizce sieving

sieving < Türkçe n.eleme:v.ele:prep.eleyerek


sift < İngilizce sift

sift < Türkçe f.
1. elekten geçirmek, elemek; kalburdan geçirmek, kalburlamak.
2. (through) incelemek, tetkik etmek, inceleyerek okumak.
3. (out) from inceleyerek (bir grubu) (başka bir gruptan) ayırmak: It´s been hard to sift out the truth from the lies. Doğruyu yalandan ayırmak zor oldu.


sift < İngilizce sift

sift < Türkçe elemek


sift < İngilizce sift

sift < Türkçe kalburdan geçir


sift, to < İngilizce sift, to

sift, to < Türkçe elemek


sifter < İngilizce sifter

sifter < Türkçe i. (mutfakta kullanılan) un eleği.


sigh < İngilizce sigh

sigh < Türkçe f.
1. iç çekmek, içini çekmek, iç geçirmek, ahlamak, göğüs geçirmek.
2. (rüzgâr) hafifçe inlemek. i. iç çekme, göğüs geçirme.


sigh for < İngilizce sigh for

sigh for < Türkçe -in hasretini çekmek.



si* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara si* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

Türkiye'nin EN BÜYÜK firma rehberi /  www.firmalarim.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com