
si
i., müz. si notası, gamın yedinci notası.
sialaden
tükürük bezi
sialadenitis
sialadenit
siam
i., tar. Siyam.
siamese
i.
siamese cat
siyamkedisi.
siamese twins
yapışık ikizler.
siberia
i. Sibirya.
siberian
i. Sibiryalı. s.
sibilant
s., dilb. ıslıklı. i., dilb. ıslıklı ünsüz.
sibilant
sibilan
sibilant rale
sibilan ral
sibling
i. kardeş.
sibling
kardeş
sibling element
kardeş öğe
sibling element
kardeş öğe
sibling element
kardeş öğe
sibling nodes
kardeş düğümler
sic
f. (-ced, -cing) on (köpeği/birini) (birine) saldırtmak: He sicced his lawyers on me. Avukatlarını bana saldırttı. Sic´em! Saldır! (Köpeğe söylenir.).
siccative
kurutucu
sicilian
i. Sicilyalı. s.
sicily
i. Sicilya.
sick
s.
sick
f., bak sic.
sick
hasta
sick abed
yatalak hasta
sick at heart
üzgün, kederli.
sick bay
revir.
sick leave
hastalık izni.
sick room
hasta odası
sickbed
i. hasta yatağı.
sicken
f.
sickening
s.
sickle
i. orak. f. orakla biçmek.
sickle cell
orak hücre
sickle cell anemia
orak hücreli anemi
sickling
oraklaşma
sickly
s.
sickness
i.
sickroom
i. hasta odası.
side
i.
side
f.
side
yan
side
yan
side band
yan kuşak
side by side
yan yana.
side by side
yan yana
side by side
yan yana
side dish
baş yemek dışındaki yiyecek.
side effect
yan etki, yan tesir.
side effect
yan etki
side looking radar
yanal gözleyen radar
side reaction
yan etki
side street
yan sokak.
side-wheeler
i. yandan çarklı vapur, yandan çarklı.
sideband
yanbant
sideband suppression
yanbant bastırımı
sidebar
kenar çubuğu
sidebars
Kenar çubukları
sidebars
kenar çubukları
sideboard
i., İng. büfe (bir mobilya).
sideboards
i., çoğ., İng., bak. sideburns.
sideburns
i., çoğ. favori (sakal/saç).
sidecar
i. (motosiklete ait) sepet.
sided
s. yanlı, taraflı: an eight-sided figure sekiz yanlı bir şekil. a many-sided person çok yönlü bir kişi.
sidekick
i., k. dili arkadaş, yardımcı.
sideline
i.
sidelit screen
yandan aydınlatılmış ekran
sidelobe
yankulak
sidelobe
yan kulak
sidelong
z. yandan: He looked sidelong at her. Ona yan gözle baktı. s. yandan olan: a sidelong glance yan yan bakma.
sidelooking radar
yana bakan radar
sideropenia
sideropeni
sideropenic
sideropenik
siderosis
sideroz
siderotic
siderotik
siderous
demirli
sidestep
f. (-ped, -ping)
sideswipe
i.
sidetone
yanton
sidetrack
i., d.y. barınma hattı; rampa hattı. f.
sidewalk
i. yaya kaldırımı, kaldırım, trotuar.
sidewall
i. (otomobil lastiğine ait) yanak.
sideways
z.
siding
i.
sidle
f.
sidle up to
(birinin) yanına yaklaşmak, (birine) yanaşmak.
siege
i. kuşatma, muhasara.
sierra leone
Sierra Leone.
sierra leonean
1. Sierra Leoneli.
sieve
i. elek; kalbur. f. elekten geçirmek, elemek; kalburdan geçirmek, kalburlamak.
sieve
v.ele:n.elek
sieving
n.eleme:v.ele:prep.eleyerek
sift
f.
sift
elemek
sift
kalburdan geçir
sift, to
elemek
sifter
i. (mutfakta kullanılan) un eleği.
sigh
f.
sigh for
-in hasretini çekmek.
Türkiye'nin EN BÜYÜK firma rehberi / www.firmalarim.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com