
self
çoğ. selves (selvz) i.
self
sonek kendi: He is not in control of himself. Kendine sahip değil. I will speak with him myself. Onunla kendim konuşacağım. We are supporting ourselves. Kendi kendimizi geçindiriyoruz.
self
önek
self
öz , kendi, oto
self
öz
self adapting
özuyarlamalı
self addressed
gönderici adresi basılı
self check
öz sağlama
self check
öz sınama
self checking code
özdenetimli kod
self correcting code
özdüzeltmeli kod
self explanatory
öz açıklamalı
self explanatory
ön açıklamalı
self service machine
öz hizmet makinesi
self service machine
öz hizmet makinesi
self test
öz sınama
self test
kendini test etme
self-adaptive system
özuyarlanan sistem
self-addressed
s. gönderenin adına.
self-appointed
s. kendi kendini tayin etmiş.
self-assured
s. kendinden emin.
self-centered
s. hep kendini düşünen, bencil.
self-centred
s., İng., bak. self-centered.
self-complementing code
kendini tümleyen kod
self-confidence
i. özgüven, kendine güven.
self-confident
s. kendine güvenen, özgüven sahibi.
self-conscious
s.
self-contained
s.
self-control
i. kendine hâkim olma, özdenetim.
self-defence
i., İng., bak. self-defense.
self-defense
i. kendini savunma.
self-denial
i. özveri, feragat.
self-denying
s. özverili.
self-destructing program
kendini yok eden program
self-determination
i.
self-documenting
kendini belgeleyen
self-educated
s. kendi kendini yetiştirmiş, özöğrenimli.
self-education
i. özöğrenim.
self-effacing
s. kendini geri planda tutan.
self-employed
s. serbest çalışan.
self-esteem
i. özsaygı, izzetinefis, onur.
self-evident
s. aşikâr, açık, belli.
self-examination
i. kendi kendini inceleme.
self-explanatory
kendinden açıklamalı
self-governing
s. özerk, kendi kendini yöneten.
self-government
i. özerklik.
self-help
i. kendi kendine yetme, kendi başına yapabilme.
self-induction
i., fiz. özindükleme.
self-indulgence
i. kendi isteklerini frenlememe.
self-indulgent
s. kendi isteklerini hiç frenlemeyen.
self-interest
i. kişisel çıkar, bencillik.
self-maintained discharge
kendini sürdüren boşalma
self-organizing
kendini örgütleyen
self-parking disk drive
otomatik park özellikli disk sürücü
self-pity
i. kendini zavallı hissetme, kendi kendine acıma.
self-portrait
i. bir ressamın çizdiği kendi portresi.
self-possession
i. kendine hâkim olma.
self-preservation
i. kendini koruma.
self-propelled
s., fiz. özitmeli.
self-propelling
s., bak. self-propelled.
self-propulsion
i., fiz. özitme.
self-reliance
i. kendine güven.
self-reliant
s. kendine güvenen.
self-respect
i. özsaygı, izzetinefis.
self-righteous
s. kendini üstün gören.
self-rule
i. özerklik, otonomi.
self-sacrifice
i. özveri, fedakârlık.
self-sacrificing
s. özverili.
self-satisfied
s. kendi halinden memnun.
self-seeking
s. yalnız kendi çıkarını gözeten.
self-service
s. selfservis.
self-sufficient
s.
self-support
i. kendini geçindirme.
self-sustaining
s. kendi kendini geçindiren.
self-taught
s. kendi kendini eğitmiş.
self-testing
otosınama, otosınamalı
self-will
i. inatçılık, benlikçilik.
self-winding
s. otomatik olarak kurulan (saat).
selfish
s. bencil.
selfishly
z. bencilce.
selfishness
i. bencillik.
selfless
s. özgecil, özgeci.
sürücü ara / www.surucuara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com