
sec*
100 sonuç...
i., k. dili saniye.
kıs. second, secondary, secretary, section.
kiriş
f. (siyasal/dinsel bir örgütten, bir devletten/federasyondan) ayrılmak.
i. (siyasal/dinsel bir örgütten, bir devletten/federasyondan) ayrılma.
i. (siyasal/dinsel bir örgütten, bir devletten/federasyondan) ayrılma yanlısı.
f. from -i -den ayırmak.
(bir yere) çekilmek/kapanmak; -de inzivaya çekilmek: He has secluded himself in his study. Çalışma odasına kapandı.
s.
1. sapa, tenha, kuytu: a secluded spot in the forest ormanda tenha bir yer.
2. kaçınık: live a secluded life kaçınık yaşamak.
i. (bir yere) çekilme/kapanma; inzivaya çekilme, inziva.
sekobarbital
i. saniye.
s.
1. ikinci: a second time ikinci defa.
2. bir daha: Please give him a second helping of soup. Ona bir porsiyon daha çorba verir misiniz? i.
1. ikinci kimse/şey.
2. düelloda şahit/yardımcı.
3. oto. ikinci vites.
4. çoğ. ikinci kalite mal. f. (bir öneriyi) desteklemek. z. ikinci olarak.
saniye
ikinci en iyi.
bunaklık.
1. ikinci sınıf/derece.
2. ikinci mevki.
1. A.B.D. birinci kat.
2. İng. ikinci kat.
ikinci kuşak bilgisayarlar
saniye ibresi.
(saat kadranında) saniye ibresi.
teğmen.
ask. teğmen.
alışkanlık, alışkı, âdet.
kökleşmiş huy.
önsezi.
sonradan akla gelen düşünceler.
yeniden kazanılan güç/enerji.
s.
1. ikinci derecede olan.
2. ikinci sınıf.
s., k. dili yedek (oyuncu).
z. ikinci derecede, ikinci olarak.
s. ikincil, ikinci derecede olan.
ikincil
ikincil
ikincil
sekonder
sekonder aldosteronizm
sekonder amenore
sekonder anemi
ikincil köşegen
ortaöğretim.
ikincil salım
ikincil anahtar
ikincil bellek
ikincil ışıma
ikincil röle
tali yol.
ikincil yollar
orta ve lise seviyesinde okul.
ikincil standart
ikincil bellek
s.
1. kullanılmış, elden düşme: secondhand car elden düşme araba.
2. dolaylı. z. dolaylı olarak: learn about s.t. secondhand bir şey hakkında dolaylı olarak haber almak.
z. ikinci olarak, saniyen.
i.
1. sır saklama, sır tutma.
2. gizlilik.
s. gizli, saklı. i. sır.
gizli polis teşkilatı.
gizli haber alma teşkilatı.
gizli polis teşkilatı.
gizli cemiyet.
sekretagog
s. sekreterliğe ait.
i. sekreter, yazman.
Dışişleri Bakanı.
f. gizlemek, saklamak.
f., biyol. salgılamak.
sekretin
i. gizleme, saklama.
i., biyol.
1. salgılama.
2. salgı.
sekresyon
s. ağzı sıkı, kapalı kutu.
z. gizlice, el altından.
sekretuar
i. mezhep.
i.
1. kısım, parça, bölüm.
2. şube, dal, kol.
3. tıb. operasyon.
4. (yataklı vagonda) kompartıman.
5. kesme, kesiş.
6. geom. kesit.
7. bölge.
8. huk. paragraf. f.
1. kısımlara ayırmak/bölmek, kesimlemek.
2. kesmek.
bölüm
1. kesit;
2. kesim, bölüm
bölüm
Bölüm sonu
bölüm sonu
bölüm sonu
Bölüm Başlığı
bölüm başlığı
bölüm başlığı
Bölüm imi
bölüm imi
bölüm imi
Bölüm Özelliği
bölüm özelliği
Bölüm Başlangıcı
bölüm başlangıcı
bölüm başlangıcı
kesim sonlandırması
Bölüm Başlığı
bölüm başlığı
bölüm başlığı
ayırma eki (kablo)
i.
1. bölüm, kesim, sektör: private sector özel sektör.
2. geom. kesme.
3. ask. bölge, mıntıka.
4. bilg. dilim, sektör.
kesim
kesim, sektör
sektör
sec* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

bilgi ara /
www.bilgiara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com