ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

run* run* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir run* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 97 sonuç...

run < İngilizce run

run < Türkçe f. (ran, run, -ning)
1. koşmak: He can run very fast. Çok hızlı koşabilir.
2. işlemek, çalışmak; işletmek, çalıştırmak: Who is running this machine? Bu makineyi kim işletiyor?
3. uzanmak, gitmek: The road runs from here to Edirne. Yol buradan Edirne´ye kadar uzanıyor.
4. akmak, dökülmek; akıtmak, dökmek: The river runs into the sea. Nehir denize dökülüyor.
5. gidip gelmek, işlemek: This bus runs between Kadıköy and Taksim. Bu otobüs Kadıköy ile Taksim arasında işliyor.
6. (çorap) kaçmak.
7. yarışmak; yarıştırmak: Are the horses running today? Bugün atlar yarışıyor mu?
8. yönetmek, idare etmek: He runs a small engineering firm. Küçük bir mühendislik firmasını yönetiyor.
9. (balık) akın etmek.
10. kaçırmak, ... kaçakçılığı yapmak: run drugs esrar kaçırmak.
11. adaylığını koymak; aday göstermek: She will be running in these elections. Bu seçimlerde adaylığını koyacak. 1
2. -e yönelmek. 1
3. (yağ) erimek. 1
4. (renk) akmak. 1
5. (makyaj) akmak. 1
6. (yaradan) irin akmak. 1
7. tiy. (oyun) (belirli bir süre boyunca) oynanmak: The play only ran for two weeks. Piyes ancak iki hafta boyunca oynandı. 1
8. bilg. (programı) yürütmek.


run < İngilizce run

run < Türkçe i.
1. koşuş, koşma.
2. (çorapta) kaçık.
3. tic. talep, istem, rağbet: There´s a run on foreign novels. Yabancı romanlar çok rağbette.
4. gezi, gezinti.
5. yol, rota.
6. akış.
7. spor koşu.
8. sin. gösterim süresi.
9. balık akını; akın.


run < İngilizce run

run < Türkçe çalıştırmak


run < İngilizce run

run < Türkçe çalıştır


run a blockade < İngilizce run a blockade

run a blockade < Türkçe ablukayı yarmak.


run a blockade < İngilizce run a blockade

run a blockade < Türkçe ablukayı yarmak.


run a boundary < İngilizce run a boundary

run a boundary < Türkçe sınırı geçmek.


run a risk < İngilizce run a risk

run a risk < Türkçe riske girmek.


run a temperature < İngilizce run a temperature

run a temperature < Türkçe ateşi çıkmak.


run a temperature < İngilizce run a temperature

run a temperature < Türkçe (birinin) ateşi olmak, vücut ısısı fazla olmak.


run about < İngilizce run about

run about < Türkçe koşuşturmak, öteye beriye koşmak.


run across < İngilizce run across

run across < Türkçe 1. -e rastlamak, -e rast gelmek.
2. -in bir kenarından öbür kenarına koşmak, -i koşarak geçmek.


run after < İngilizce run after

run after < Türkçe -in peşinden koşmak.


run against < İngilizce run against

run against < Türkçe 1. ile karşılaşmak, -e çatmak.
2. -e çarpmak.


run aground < İngilizce run aground

run aground < Türkçe karaya oturmak.


run along < İngilizce run along

run along < Türkçe k. dili gitmek: I´d better run along. Artık gitmeliyim. Run along now! Haydi, şimdi git! (Çocuklara söylenir.).


run amok < İngilizce run amok

run amok < Türkçe 1. çıldırmak.
2. insanları öldürmek amacıyla sağa sola saldırmak.


run an errand < İngilizce run an errand

run an errand < Türkçe bir iş için bir yere gitmek.


run around < İngilizce run around

run around < Türkçe dolama


run away < İngilizce run away

run away < Türkçe kaçmak, firar etmek: Upon seeing me the burglar ran. Hırsız beni görünce kaçtı.


run away with < İngilizce run away with

run away with < Türkçe 1. -i alıp kaçmak.
2. (âşığı) ile kaçmak.
3. (bir konuda) en çok başarı kazanan biri olmak.


run circles around s.o. < İngilizce run circles around s.o.

run circles around s.o. < Türkçe k. dili, bak. run rings around s.o.


run counter to < İngilizce run counter to

run counter to < Türkçe -in aksine gitmek.


run down < İngilizce run down

run down < Türkçe 1. çarpıp yere düşürmek, çarpmak: That taxi ran down an old man. O taksi yaşlı bir adama çarpıp yere düşürdü.
2. (bir tekne) (başka bir tekneye) çarpıp batırmak.
3. yermek, kötülemek.
4. arkasından koşup yakalamak.
5. (saat) (kurgusu bittiği için) durmak.
6. (konuşma) yavaşlayıp dinmek.
7. kuvvetten düşmek.
8. arayıp bulmak.


run dry < İngilizce run dry

run dry < Türkçe kurumak.


run errands < İngilizce run errands

run errands < Türkçe ayak işleri yapmak; ayak işlerine bakmak.


run for one-s life < İngilizce run for one-s life

run for one-s life < Türkçe kaçıp kurtulmak.


run hard < İngilizce run hard

run hard < Türkçe hızlı koşmak.


run into < İngilizce run into

run into < Türkçe 1. -e rast gelmek.
2. -e çarpmak.


run into debt < İngilizce run into debt

run into debt < Türkçe borca girmek.


run into debt < İngilizce run into debt

run into debt < Türkçe borca girmek.


run low < İngilizce run low

run low < Türkçe azalmak.


run off < İngilizce run off

run off < Türkçe 1. kaçmak.
2. matb. basmak.
3. (yarışta/oyunda) beraberliği çözmek.
4. with -i çalmak, -i aşırmak.
5. with (âşığı) ile kaçmak.


run on < İngilizce run on

run on < Türkçe 1. devam etmek.
2. devamlı konuşmak.


run on the rocks < İngilizce run on the rocks

run on the rocks < Türkçe 1. (gemi) kayalara oturmak.
2. k. dili iflas etmek, batmak.


run out < İngilizce run out

run out < Türkçe 1. dışarı koşmak.
2. (süre) bitmek.
3. tükenmek.
4. of -den dışarı atmak, -den kovmak.


run out of time < İngilizce run out of time

run out of time < Türkçe (birinin) vakti kalmamak: We´ve run out of time. Vaktimiz kalmadı.


run out on < İngilizce run out on

run out on < Türkçe (birini) terketmek.


run over < İngilizce run over

run over < Türkçe 1. çarpıp üstünden geçmek; ezmek, çiğnemek: The truck ran over the turtle. Kamyon kaplumbağayı ezdi.
2. to (bir yere) gidivermek.
3. tekrarlamak.
4. gözden geçirmek.
5. taşmak.


run rampant < İngilizce run rampant

run rampant < Türkçe 1. (kötü bir durum) aşırı boyutlara varmak, kol gezmek.
2. (bitki) dal budak salmak, her tarafa yayılmak; fışkırmak; azmak.


run rings around s.o. < İngilizce run rings around s.o.

run rings around s.o. < Türkçe k. dili birini cebinden çıkarmak, birine taş çıkarmak; birini gölgede bırakmak, birinin pabucunu dama atmak.


run riot < İngilizce run riot

run riot < Türkçe 1. deli gibi koşup bağırmak.
2. (bitki) azmak, dal budak salıp her yeri sarmak.


run s.o.-s.t. to earth < İngilizce run s.o.-s.t. to earth

run s.o.-s.t. to earth < Türkçe birini/bir şeyi arayıp tarayıp bulmak.


run short < İngilizce run short

run short < Türkçe (of) tükenmek: We´re running short of time. Vaktimiz tükeniyor.


run short of < İngilizce run short of

run short of < Türkçe (malzemesi) tükenmek, kıtlaşmak.


run stream < İngilizce run stream

run stream < Türkçe iş kuyruğu


run the gamut < İngilizce run the gamut

run the gamut < Türkçe her çeşidi/türü olmak.


run the gauntlet < İngilizce run the gauntlet

run the gauntlet < Türkçe sıra dayağı yemek.


run the risk of < İngilizce run the risk of

run the risk of < Türkçe ... tehlikesini göze almak.


run through < İngilizce run through

run through < Türkçe 1. israf etmek.
2. içinden geçirmek.
3. çabucak gözden geçirmek.


run through < İngilizce run through

run through < Türkçe 1. k. dili (bir şeyi) çabucak tüketmek; (bir şeyi) israf etmek.
2. (bir taşıt) (durulması gereken bir yerden) durmadan hızla geçmek: He ran through the red light. Kırmızı yanarken hızla geçti.
3. (kılıç, süngü v.b.´ni) bir vuruşta (birinin) gövdesinden geçirmek.


run time < İngilizce run time

run time < Türkçe yürütüm süresi


run time < İngilizce run time

run time < Türkçe yürütme süresi


run time environment < İngilizce run time environment

run time environment < Türkçe çalıştırma ortamı


run time error < İngilizce run time error

run time error < Türkçe yürütme süresi hatası


run time error handler < İngilizce run time error handler

run time error handler < Türkçe yürütme süresi hata denetimcisi


run time module < İngilizce run time module

run time module < Türkçe çalıştırma birimi


run time module < İngilizce run time module

run time module < Türkçe çalıştırma birimi


run time version < İngilizce run time version

run time version < Türkçe çalıştırma sürümü


run true to form < İngilizce run true to form

run true to form < Türkçe kendisinden beklenildiği gibi davranmak.


run up < İngilizce run up

run up < Türkçe 1. (ödenecek bir faturayı) yüklü bir hale getirmek: You´ve run up quite a bill this month. Bu ayki faturan epey yüklü.
2. artırmak.
3. (bayrak) çekmek.
4. dikivermek.


run upon < İngilizce run upon

run upon < Türkçe -e rastlamak. They ran out of money. Parasız kaldılar.


run wild < İngilizce run wild

run wild < Türkçe 1. (çocuk) taşkınca davranmak, azmak.
2. (bitki) azıp çok yayılmak.


run, to < İngilizce run, to

run, to < Türkçe geçirmek; çalıştırmak; yürütmek


run-down < İngilizce run-down

run-down < Türkçe s.
1. köhne, harap.
2. yorgun, hastalıklı, zayıf.


run-in < İngilizce run-in

run-in < Türkçe i., k. dili atışma, anlaşmazlık.


run-of-the-mill < İngilizce run-of-the-mill

run-of-the-mill < Türkçe s. olağan, bayağı, alelade, sıradan.


run-time < İngilizce run-time

run-time < Türkçe i., bilg. yürütme süresi.


run-time environment < İngilizce run-time environment

run-time environment < Türkçe çalıştırma ortamı


run-time environment < İngilizce run-time environment

run-time environment < Türkçe çalıştırma ortamı


run-time module < İngilizce run-time module

run-time module < Türkçe çalıştırma birimi


run-time version < İngilizce run-time version

run-time version < Türkçe çalıştırma sürümü


run-time version < İngilizce run-time version

run-time version < Türkçe çalıştırma sürümü


runaround < İngilizce runaround

runaround < Türkçe dolama


runaway < İngilizce runaway

runaway < Türkçe i., s. kaçak.


rundown < İngilizce rundown

rundown < Türkçe i. özet.


rung < İngilizce rung

rung < Türkçe f., bak. ring.


rung < İngilizce rung

rung < Türkçe i.
1. portatif merdiven basamağı.
2. iskemlenin basamak değneği.
3. tekerlek parmağı.
4. kademe, basamak.


runner < İngilizce runner

runner < Türkçe i.
1. koşucu.
2. yol halısı.
3. ayak işlerini yapan kimse, ayakçı.
4. bot. sürüngen sap.
5. İng., k. dili çalıfasulyesi.


runner bean < İngilizce runner bean

runner bean < Türkçe İng. çalıfasulyesi.


runner-up < İngilizce runner-up

runner-up < Türkçe i., spor ikinci gelen yarışmacı/takım.


running < İngilizce running

running < Türkçe i.
1. koşuş, koşma.
2. yönetim, yönetme, idare, idare etme.
3. spor koşu. s.
1. koşan.
2. koşmaya elverişli.
3. sarılgan, sürüngen (bitki).
4. sürekli, devamlı, aralıksız.
5. akan, akar: running water akar su.
6. kolay geçen.
7. üst üste.
8. art arda.
9. işleyen.
10. bitişik (elyazısı).
11. tıb. akıntılı, sızıntılı. 1
2. düz. 1
3. cari, geçer. 1
4. tekrarlanmış. 1
5. koşarak yapılan.


running account < İngilizce running account

running account < Türkçe tic. cari hesap.


running account < İngilizce running account

running account < Türkçe 1. cari hesap.
2. anında verilen haber.


running board < İngilizce running board

running board < Türkçe oto. marşpiye.


running foot (ing) < İngilizce running foot (ing)

running foot (ing) < Türkçe yinelenen altlık


running foot (ing) < İngilizce running foot (ing)

running foot (ing) < Türkçe yinelenen altlık


running footing < İngilizce running footing

running footing < Türkçe yinelenen altlık


running heading < İngilizce running heading

running heading < Türkçe yinelenen başlık


running heading < İngilizce running heading

running heading < Türkçe yinelenen başlık


running heading < İngilizce running heading

running heading < Türkçe yinelenen başlık


running light < İngilizce running light

running light < Türkçe seyir feneri.


running mate < İngilizce running mate

running mate < Türkçe 1. aynı takımda yarışan at.
2. aynı partiden seçime katılan aday.


running of a program < İngilizce running of a program

running of a program < Türkçe programın yürütümü


runoff < İngilizce runoff

runoff < Türkçe fazlalık


runt frame < İngilizce runt frame

runt frame < Türkçe kırpık çerçeve


runway < İngilizce runway

runway < Türkçe i. (havaalanında) pist.



run* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara run* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com