
rough*
15 sonuç...
s.
1. pürtüklü, pütür pütür; tırtıklı, tırtık tırtık: This lemon has a rough skin. Bu limonun kabuğu pürtüklü. The cliffs are rough. Kayalıklar pütür pütür. rough boards üstü tırtıklı tahtalar.
2. kaba: rough paper kaba kâğıt. rough wool kaba yün.
3. kaba biçilmiş (çimen).
4. bozuk (yol/kaldırım).
5. engebeli (arazi).
6. dalgalı (deniz/su).
7. fırtınalı (hava); şiddetli (rüzgâr).
8. kaba, görgüsüz (kimse).
9. kaba, incelikten yoksun.
10. zor, sıkıntılı: He´s had a rough day. Zor bir gün geçirdi.
11. kaba, son şeklini henüz almamış: rough draft müsvedde. rough outline kaba taslak. rough estimate kaba hesap. 1
2. kulağa hoş gelmeyen, kulağı rahatsız eden. i. külhanbeyi.
pürüzlü
kaba
(bir süre için) ilkel şartlar içinde yaşamak.
-i hırpalamak.
hoyratça kullanma.
i. boğuşma: He dislikes the rough-and-tumble of politics. Siyasi hayatın boğuşmalarından hiç hoşlanmıyor.
i. çok selülozlu yiyecek.
i. kaba sıva. f. (rough.cast)
1. taslağını yapmak.
2. kaba sıva ile sıvamak.
f.
1. pürüzlendirmek; pürüzlenmek.
2. kabartmak; kabarmak.
s. kaba yontulmuş, tasarlanmış, taslanmış.
i., k. dili gürültü patırtı. f., k. dili gürültü patırtı çıkarmak.
z.
1. kabaca.
2. aşağı yukarı, yaklaşık olarak.
i., k. dili külhanbeyi.
pürüzlülük
rough* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

hile bul /
www.hilebul.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com