
right*
47 sonuç...
s.
1. (ahlakça) doğru: Do what´s right! Doğru olanı yap!
2. doğru, yanlış olmayan: What you said is right. Dediğiniz doğru. That´s not the right answer. O cevap doğru değil.
3. haklı: You´re right. Haklısın.
4. uygun; istenildiği gibi olan: He´s not the right man for this job. O, bu işin adamı değil. It´s still not right; move it a little to the left. Hâlâ olmadı; biraz sola kaydır.
5. sağ: on the right side of the road yolun sağ tarafında.
6. geom. dik.
7. İng., k. dili tam bir (Bazen alaylı bir şekilde kullanılır.): A right friend you are! Ne biçim arkadaşsın sen! z.
1. sağa, sağa doğru: Turn right on the next street. Sağdan bir sonraki sokağa sap.
2. doğru, doğru olarak: You guessed right. Doğru tahmin ettin. Are we going right? Doğru yolda mıyız?
3. tam: right in the middle tam ortada. Go right to the end of the road. Yolun tam sonuna kadar gidin.
4. (ahlakça) doğru: Don´t worry; you did right. Onu dert etme; doğru yaptın.
5. doğru, doğruca, dosdoğru: She went right home. Doğru evine gitti.
6. doğru; düzgün; uygun bir şekilde: Tie it right! Onu doğru dürüst bağla!
7. hemen: I´ll be right back. Hemen dönerim./Hemen gelirim. We left right after breakfast. Kahvaltıdan hemen sonra çıktık. The clerk said to the customer, ?I´ll be right with you.? Tezgâhtar müşteriye ?Size hemen bakarım,? dedi.
8. tamamen, tamamıyla, büsbütün: The apple was rotten right through. Elma tamamen çürüktü. i.
1. (ahlakça) doğru olan şey: He´s old enough to know the difference between right and wrong. Doğru ile yanlışı ayırt edebilecek bir yaşta.
2. doğruluk, doğru olma, yanlış olmama.
3. hak: He has a right to vote. Oy kullanma hakkı var. legal right yasal hak.
4. yetki: She has the right to hire and to fire. İşe alma ve işten çıkarma yetkisi var. f. düzeltmek, doğrultmak; düzelmek, doğrulmak.
ünlem Haklısınız!/Doğrudur!
sağ
sağa ayarlamak
sağa ayarla
sağa yaslamak
sağa yasla
Sağa yaslama
sağa hizalama
sağa yaslama
geom. dik açı.
geom. dik açı.
sağ atriyum
hemen, derhal.
hemen, derhal.
ask. Sağa dön!
sağlak
Sağdan girinti
sağdan girinti
sağdan girinti
sağa yaslamak
sağa yanaştır
sağa yanaştırmak
sağ boşluğu
toplanma hakkı.
toplanma hakkı.
sığınma hakkı, iltica hakkı.
huk. istimlak hakkı.
sığınma hakkı, iltica hakkı.
huk. arama hakkı.
1. huk. geçit hakkı.
2. trafik geçiş hakkı.
1. huk. geçit hakkı, irtifak hakkı.
2. oto. yol hakkı.
hemen, derhal.
Tam isabet. Devam et.
tam zamanında, tam vaktinde, tam belirlenen zamanda: You´re right on time. Tam anlaştığımız zamanda geldin.
geom. dik üçgen.
pol. sağ kanat, sağcılar.
sağaçık.
İng., k. dili Hay hay!/Tamam!
s.
1. sağdaki, sağ.
2. güvenilen: right-hand man en çok güvenilen kimse, sağ kol.
s.
1. çoğu işini sağ eliyle yapan, sağ elini kullanan.
2. sağ elle yapılan.
3. sağ elle kullanılmak için yapılmış.
4. soldan sağa dönen.
s.
1. dürüst, erdemli, doğru.
2. adil.
s.
1. (birinin) hakkı olan.
2. gerçek, yasal: Who´s the rightful owner? Gerçek sahibi kim?
z. haklı olarak: This is rightfully yours. Bu senin doğal hakkın.
s., i., pol. sağcı.
z.
1. haklı olarak.
2. doğru olarak.
s.
1. iyi niyetli.
2. kafası normal bir şekilde çalışan, normal; aklı başında; sağduyulu.
right* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük /
www.turkceye.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com