ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

re* re* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir re* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 100 sonuç...

re < İngilizce re

re < Türkçe kıs. Right Excellent.


re < İngilizce re

re < Türkçe önek
1. geri, geriye doğru: recall, retrace.
2. tekrar, yeniden: readdress, rearm, restate.


re < İngilizce re

re < Türkçe yeniden


re-cover < İngilizce re-cover

re-cover < Türkçe f.
1. yeniden döşemek.
2. tekrar kapatmak.
3. döşemesini yenilemek.


re-create < İngilizce re-create

re-create < Türkçe f. yeniden yaratmak.


re-form < İngilizce re-form

re-form < Türkçe f.
1. yeniden kurmak.
2. yeniden sıraya dizmek.
3. yeni bir biçime sokmak.


reabsorption < İngilizce reabsorption

reabsorption < Türkçe reabsorpsiyon


reach < İngilizce reach

reach < Türkçe f.
1. out (elini/kolunu) uzatmak; uzanmak: He reached out and took my hand. Uzanıp elimi tuttu.
2. out for (almak üzere) -e uzanmak.
3. -e yetişmek: I´m not tall enough to reach that shelf. Boyum o rafa yetişmez. I wasn´t able to reach the ferryboat on time. Vapura zamanında yetişemedim.
4. uzanmak, erişmek: The new road will reach all the way from Istanbul to Ankara. Yeni yol İstanbul´dan ta Ankara´ya kadar uzanacak.
5. varmak, ulaşmak, gelmek: We´ll reach Kaş before nightfall. Hava kararmadan Kaş´a varacağız. i.
1. uzatma.
2. uzanma, erişme.
3. erim.


reach ahead < İngilizce reach ahead

reach ahead < Türkçe ileriye uzanmak.


reach an accord < İngilizce reach an accord

reach an accord < Türkçe (with) (ile) anlaşmaya/mutabakata varmak.


reach down < İngilizce reach down

reach down < Türkçe elini aşağıya uzatmak.


reach for < İngilizce reach for

reach for < Türkçe (almak/dokunmak üzere) -e uzanmak/elini uzatmak.


reach for one-s gun < İngilizce reach for one-s gun

reach for one-s gun < Türkçe silahına davranmak.


react < İngilizce react

react < Türkçe f. (to) (-e) tepki göstermek, tepkimek.


react < İngilizce react

react < Türkçe tepki göster


reactance < İngilizce reactance

reactance < Türkçe sanal direni, tepkinlik


reactance < İngilizce reactance

reactance < Türkçe tepki


reactant < İngilizce reactant

reactant < Türkçe tepki veren


reaction < İngilizce reaction

reaction < Türkçe i.
1. tepki, reaksiyon.
2. kim. reaksiyon, tepkime.
3. pol. gericilik.


reaction < İngilizce reaction

reaction < Türkçe 1. tepkime (kimya);
2. tepki (dinamik)


reaction < İngilizce reaction

reaction < Türkçe tepkime


reaction < İngilizce reaction

reaction < Türkçe reaksiyon


reaction set < İngilizce reaction set

reaction set < Türkçe tepki kümesi


reaction time < İngilizce reaction time

reaction time < Türkçe 1. tepkime süresi;
2. tepki gecikmesi


reactionary < İngilizce reactionary

reactionary < Türkçe s., i. gerici.


reactionism < İngilizce reactionism

reactionism < Türkçe i. gericilik.


reactivate < İngilizce reactivate

reactivate < Türkçe f. tekrar yürürlüğe koymak, tekrar çalıştırmak.


reactivation < İngilizce reactivation

reactivation < Türkçe reaktivasyon


reactive < İngilizce reactive

reactive < Türkçe s.
1. tepkisel.
2. kim., fiz. tepkin.


reactive < İngilizce reactive

reactive < Türkçe tepkin


reactive < İngilizce reactive

reactive < Türkçe tepkimeli


reactive < İngilizce reactive

reactive < Türkçe reaktif


reactive attenuator < İngilizce reactive attenuator

reactive attenuator < Türkçe tepkin zayıflatıcı


reactive energy meter < İngilizce reactive energy meter

reactive energy meter < Türkçe tepkin enerji ölçeri


reactive power meter < İngilizce reactive power meter

reactive power meter < Türkçe tepkin güçölçer


reactivity < İngilizce reactivity

reactivity < Türkçe reaktivite


reactor < İngilizce reactor

reactor < Türkçe i. reaktör.


reactor < İngilizce reactor

reactor < Türkçe reaktör


read < İngilizce read

read < Türkçe f. (read) (red)
1. okumak: read a book kitap okumak.
2. İng. okumak, ... eğitimi görmek: read law hukuk okumak.
3. anlamak, yorumlamak: I read his reply as a refusal. Cevabını ret olarak yorumladım. Do you read me? Beni anlıyor musun?
4. -de yazılı olmak: How does that article of the contract read? Sözleşmenin o maddesinde ne yazılı?
5. -i göstermek: The thermometer reads zero degrees. Termometre sıfır dereceyi gösteriyor.
6. çözmek: I can´t read that coded message. O şifreli mesajı çözemiyorum. i., k. dili
1. okuma.
2. okuma süresi.


read < İngilizce read

read < Türkçe f., bak. read. s.


read < İngilizce read

read < Türkçe okumak


read < İngilizce read

read < Türkçe oku


read between the lines < İngilizce read between the lines

read between the lines < Türkçe bir yazıdaki kapalı anlamı keşfetmek.


read between the lines < İngilizce read between the lines

read between the lines < Türkçe kapalı anlamını keşfetmek.


read head < İngilizce read head

read head < Türkçe okuma kafası


read in < İngilizce read in

read in < Türkçe içeri oku


read only < İngilizce read only

read only < Türkçe salt okunur


read only < İngilizce read only

read only < Türkçe salt okunur


read only memory < İngilizce read only memory

read only memory < Türkçe Salt Okunur Bellek


read only memory < İngilizce read only memory

read only memory < Türkçe salt okunur bellek


read only memory, rom < İngilizce read only memory, rom

read only memory, rom < Türkçe salt okunur bellek, SOB


read only storage < İngilizce read only storage

read only storage < Türkçe salt okunur bellek


read out < İngilizce read out

read out < Türkçe dışarı oku


read over < İngilizce read over

read over < Türkçe 1. baştan başa okumak.
2. tekrar okumak.


read s.o. the riot act < İngilizce read s.o. the riot act

read s.o. the riot act < Türkçe k. dili birine dünyanın kaç bucak olduğunu göstermek, birini sert bir şekilde azarlamak.


read s.o. to sleep < İngilizce read s.o. to sleep

read s.o. to sleep < Türkçe kitap okuyarak birini uyutmak.


read s.o.-s mind < İngilizce read s.o.-s mind

read s.o.-s mind < Türkçe birinin ne düşündüğünü yüzünden okumak.


read s.o.-s thoughts < İngilizce read s.o.-s thoughts

read s.o.-s thoughts < Türkçe birinin düşüncesini okumak.


read s.t. through < İngilizce read s.t. through

read s.t. through < Türkçe bir şeyin tamamını okumak.


read write < İngilizce read write

read write < Türkçe okuma yazma


read write cycle < İngilizce read write cycle

read write cycle < Türkçe okuma yazma çevrimi


read write head < İngilizce read write head

read write head < Türkçe okuyucu/yazıcı kafa


read-only memory < İngilizce read-only memory

read-only memory < Türkçe bilg. salt okunur bellek.


readability < İngilizce readability

readability < Türkçe i.
1. okunaklılık.
2. okunmaya değer olma.


readability < İngilizce readability

readability < Türkçe okunaklılık, okunurluk


readable < İngilizce readable

readable < Türkçe s.
1. okunaklı.
2. okunmaya değer, ilginç.


reader < İngilizce reader

reader < Türkçe i.
1. okuyucu, okur.
2. yayımlanacak eserleri eleştiren kimse.
3. düzeltmen.
4. okuma kitabı.


reader < İngilizce reader

reader < Türkçe okuyucu


reader < İngilizce reader

reader < Türkçe okuyucu


readership < İngilizce readership

readership < Türkçe i. okurlar, okuyucular; okur sayısı.


readily < İngilizce readily

readily < Türkçe z.
1. seve seve, isteyerek.
2. kolayca, kolaylıkla.


reading < İngilizce reading

reading < Türkçe i.
1. okuma; okunma.
2. okunuş.
3. okunacak metin.
4. göstergenin kaydettiği ölçüm.
5. yorum. s. okumaya elverişli.


reading < İngilizce reading

reading < Türkçe n.değer:v.oku:prep.okuyarak


reading desk < İngilizce reading desk

reading desk < Türkçe kitap sehpası; kürsü.


reading lamp < İngilizce reading lamp

reading lamp < Türkçe masa lambası.


reading matter < İngilizce reading matter

reading matter < Türkçe okunacak şey.


reading room < İngilizce reading room

reading room < Türkçe okuma salonu.


readjust < İngilizce readjust

readjust < Türkçe f.
1. tekrar düzeltmek, yeniden düzenlemek/ayarlamak.
2. yeniden alışmak.


readjustment < İngilizce readjustment

readjustment < Türkçe i.
1. yeni şartlara alışma.
2. alıştırma.
3. yeniden düzenleme/ayarlama.


readmit < İngilizce readmit

readmit < Türkçe f. (-ted, -ting) tekrar (üyeliğe/öğrenciliğe) kabul etmek.


readout < İngilizce readout

readout < Türkçe okuma


ready < İngilizce ready

ready < Türkçe s.
1. hazır.
2. istekli.
3. yetenekli.


ready < İngilizce ready

ready < Türkçe hazır


ready < İngilizce ready

ready < Türkçe hazır


ready cash < İngilizce ready cash

ready cash < Türkçe kasa mevcudu.


ready made < İngilizce ready made

ready made < Türkçe kullanıma hazır


ready money < İngilizce ready money

ready money < Türkçe nakit, hazır para; peşin para.


ready money < İngilizce ready money

ready money < Türkçe hazır para, nakit.


ready status word < İngilizce ready status word

ready status word < Türkçe hazır durum bilgisi


ready-made < İngilizce ready-made

ready-made < Türkçe s. hazır.


ready-to-wear < İngilizce ready-to-wear

ready-to-wear < Türkçe s. hazır (giyim eşyası). i. hazır giyim eşyası, konfeksiyon.


reaffirm < İngilizce reaffirm

reaffirm < Türkçe f. tekrar doğrulamak, tekrar teyit etmek.


reagent < İngilizce reagent

reagent < Türkçe i., kim. ayıraç, miyar.


reagent < İngilizce reagent

reagent < Türkçe belirteç


real < İngilizce real

real < Türkçe s.
1. gerçek, hakiki: real image gerçek görüntü. real number gerçek sayı.
2. asıl: the real problem asıl sorun. his real aim onun asıl amacı.
3. samimi, içten: His concern is real. Gösterdiği ilgi içten.


real < İngilizce real

real < Türkçe gerçek


real < İngilizce real

real < Türkçe gerçek


real address < İngilizce real address

real address < Türkçe gerçek adres


real estate < İngilizce real estate

real estate < Türkçe huk. gayrimenkuller, mülk.


real estate < İngilizce real estate

real estate < Türkçe huk. taşınmaz mal, gayrimenkul mal, mülk.



re* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara re* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

Türkiye'nin EN BÜYÜK firma rehberi /  www.firmalarim.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com