
place
i.
place
f.
place
yerleştir
place a bet
bahse girmek.
place an order (with)
-e sipariş vermek.
place card
davetlilerin sofradaki yerlerini gösteren kart.
place great demands on
-in kapasitesini zorlamak.
place holder
yer tutucu
place holder
kalınan yer imi
place holder
yer tutucu
place in the sun
iyi durum.
place into
konumuna getir
place mat
Amerikan servis.
place of delivery
tic. teslim yeri.
place s.t. out of s.o.-s reach
1. bir şeyi birinin erişemeyeceği/yetişemeyeceği bir yere koymak.
place setting
(tek kişilik) servis takımı.
place-put s.o. under arrest
birini tutuklamak.
placebo
plasebo
placement
i. koyma, yerleştirme.
placenta
i., anat. son, plasenta, etene.
placenta
plasenta
placenta previa
plasenta previa
placental
plasental
Türkiye'nin EN BÜYÜK firma rehberi / www.firmalarim.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com