
permanent
s. kalıcı, daimi; sürekli, devamlı: permanent scar kalıcı iz. permanent solution kalıcı çözüm. permanent chairman daimi başkan. permanent job sürekli iş. She seems to have a permanent smile on her face. Sanki yüzündeki tebessüm hiç eksilmiyor. i. perma, permanant.
permanent
kalıcı
permanent
kalıcı
permanent
kalıcı
permanent connection
kalıcı bağlantı
permanent error
kalıcı hata
permanent file
sabit kütük
permanent magnet
doğal mıknatıs
permanent magnet moving coil instrument
doğal mıknatıslı devinen sargılı alet
permanent memory
kalıcı bellek
permanent press
ütü istemez.
permanent wave
perma, permanant.
permanently
z. kalıcı bir şekilde; sürekli olarak, devamlı olarak.