
pee
i., k. dili çiş. f. işemek.
pee-pee
i., ç. dili çiş. f., ç. dili çiş yapmak.
peek
f. gizlice bakmak, gözetlemek, dikizlemek. i. gizlice bakma, gözetleme, dikiz.
peek
peek
peel
f.
peel off one-s clothes
soyunmak, elbiselerini çıkarmak.
peeling
i. (soyulmuş) meyve/sebze kabuğu: Throw those apple peelings out the window! O elma kabuklarını pencereden at!
peep
f. ?cik cik? diye ses çıkarmak. i. civciv sesi.
peep
f. gizlice bakmak, gözetlemek, dikizlemek, röntgencilik etmek. i. gizlice bakma.
peep of day
gün ağarması.
peephole
i. gözetleme deliği.
peeping tom
röntgenci.
peer
i.
peer
f.
peer
eş
peer
eşdüzey, görevdeş
peer
eş
peer entities
eşdüzey öğeler, görevdeş öğeler
peer to peer
eşler arası
peer to peer
eşler arası
peer to peer communication
eşdüzeyler arası iletişim
peerless
s. eşsiz, emsalsiz.
peeve
f., k. dili sinirlendirmek. i.
peevish
s. sinirli, huysuzluğu üstünde.
Rüya tabirleri sözlüğü / www.ruyatabir.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com