
pass*
79 sonuç...
i.
1. geçiş, geçme.
2. paso, şebeke.
3. sınavda geçme.
4. boğaz, geçit.
5. ask. hatlardan geçme izni.
6. durum, hal.
7. spor pas.
f.
1. geçmek; geçirmek: When the car passed us we were doing one hundred and eighty kilometers an hour. Araba bizi geçtiğinde biz saatte yüz seksen kilometre yapıyorduk. We passed through Germany on our way to France. Fransa´ya giderken Almanya´dan geçtik. Time passes quickly when you´re having fun. Eğlenceli saatler çabuk geçer.
2. ileri gitmek, aşmak.
3. onaylamak; onaylattırmak: When will the Grand National Assembly pass this new tax law? Büyük Millet Meclisi bu yeni vergi yasasını ne zaman onaylayacak?
4. sınavda geçmek.
5. (birine) (sahte para, karşılıksız çek) vermek.
6. bitmek, sona ermek, geçmek: You should stay inside until the storm passes. Fırtına geçene kadar içeride kalmalısın.
7. to -e miras kalmak.
8. spor pas vermek; paslaşmak.
9. briç ?pas? demek.
10. sırasını atlatmak.
11. vermek, uzatmak: Would you please pass the salt? Tuzu verir misiniz lütfen?
geçmek
geçiş
v.geç:n.geçiş
sınavı geçmek, imtihanı vermek.
1. ölmek.
2. sona ermek.
geçirim bandı
yanından geçmek.
... gözüyle bakılmak, ... diye kabul edilmek.
geçit töreni yapmak.
huk. hüküm vermek.
1. huk. hüküm vermek.
2. on ... hakkında yargıya varmak.
k. dili (yapılmış bir iş) istenildiği gibi olmak: This won´t pass muster. Olmamış bu.
yeterli olmak, geçmek.
... diye geçinmek, kendini ... diye satmak.
1. vefat etmek.
2. to (başka bir konuya) geçmek.
1. bayılmak, kendinden geçmek.
2. dağıtmak.
1. atlayıp geçmek, üstünden geçmek.
2. öbür tarafa geçmek.
3. ihmal etmek, görmemek.
4. göz yummak.
bir şeyi (başkasına) vermek/geçirmek.
spor (-e) pas vermek.
sorumluluğu başkasına yüklemek.
sorumluluğu başkasının üzerine atmak.
parsa toplamak.
yardım toplamak.
vakit geçirmek.
1. muhabbet/hasbıhal etmek.
2. selamlaşıp hoşbeş etmek.
1. içinden geçmek.
2. nüfuz etmek.
düzgeçiş
aklından geçmek.
k. dili yararlanmamak, fırsatı kaçırmak.
düzgeçiş
s.
1. geçirilebilir, geçer.
2. kabul edilir, geçerli.
3. geçit verir (yol).
i.
1. geçme, gitme.
2. yol; boğaz, geçit.
3. pasaj.
4. yolculuk.
5. koridor, dehliz.
6. metin parçası, parça, pasaj.
7. (tasarı) kabul edilip yürürlüğe girme.
pasaj
i. pasaj, geçit.
geçiş yolu
geçirme kuşağı
i. hesap cüzdanı.
çoğ. -s (päspırtuz´, paspartuz´) i. paspartu.
i. yolcu.
çoğ. pass.ers.by (päs´ırzbay) i. yoldan geçen kimse.
ötücü kuşlar
s. geçen: I heard the sound of a passing train. Geçen bir trenin sesini duydum. It was but a passing fancy. Gelip geçici bir hayalden başka bir şey değildi. i.
1. geçme.
2. vefat.
n.geçiş:v.geç:prep.geçerek
geçer not.
geçiş parametresi
i.
1. güçlü duygu; tutku; hırs.
2. sevda, aşk.
3. şehvet.
4. hiddet, öfke.
s.
1. aşırı tutkulu.
2. heyecanlı, hararetli, ateşli.
3. çabuk öfkelenen, hiddetli.
z.
1. tutkuyla.
2. hararetle.
i., bot. çarkıfelek, fırıldakçiçeği.
s. tutkusuz, ruhsuz.
s.
1. pasif, eylemsiz, edilgin.
2. dilb. edilgen.
edilgen
edilgen, pasif
etkisiz
pasif
edilgen öğe
edilgen (pasif) iki kapılı devre
edilgen (pasif) güdüm
edilgen (pasif) tehdit
edilgen (pasif) devre
yedek artıklık
edilgen (pasif) yansıtıcı
pasif direniş, eylemsiz direniş.
pasif direniş.
edilgen pasif) tehdit
edilgen (pasif) dönüştürücü
z. pasif olarak.
i. pasiflik, edilginlik.
i. pasiflik, edilginlik.
edilgenlik, pasiflik
i. pasaport.
i. parola.
parola
parola, giriş şifresi
parola
parola denetimi, şifre denetimi
parola güvenliği, şifre güvenliği
pass* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

şiir ara /
www.siirara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com