
of*
100 sonuç...
edat
1. -in: the properties of light ışığın özellikleri. the works of Shakespeare Shakespeare´in eserleri.
2. -li: a man of talent hünerli bir adam.
3. -den: make mention of -den söz etmek. be afraid of -den korkmak. made of -den yapılmış.
4. hakkında, ile ilgili: speak of hakkında konuşmak. write of ile ilgili yazı yazmak.
başka tür.
... ile aynı, -in tıpkısı.
reşit, rüştünü ispat etmiş.
Onların sadık hizmetkârlarından hiçbiri ondan daha sadık olamazdı.
tabii, elbette.
tabii, elbette.
çok itibarlı.
son zamanlarda.
son zamanlarda.
çok eski.
çok eski.
zaruri olarak.
önemsiz, değersiz.
önemsiz.
hiçbir faydası olmayan, beş para etmez.
kendi rızasıyla.
kendiliğinden: He did it of his own free will. Kendiliğinden yaptı.
kendi iradesiyle, isteyerek, gönüllü olarak.
bir çeşit: It´s a game of sorts. Bir çeşit oyun.
çok iyi, birinci sınıf: She´s a poet of the first water. O çok iyi bir şair. He´s an idiot of the first water. Dangalağın teki o.
eski kafalı.
1. çok eskiden: Here lived of yore an archduchess. Çok eskiden burada bir arşidüşes yaşardı.
2. eski zaman, eski: I miss those Bairams of yore. O eski bayramları özlüyorum.
z.
1. uzağa; uzakta.
2. ileriye; ileride.
3. öteye; ötede. s.
1. uzak.
2. kapalı.
3. kesat (iş).
4. yanlış (ölçü).
5. uzak, zayıf, az (bir olasılık).
6. sağdaki. edat
1. -den, -dan.
2. -den uzak: It´s three kilometers off the main road. Anayoldan üç kilometre uzakta.
kapalı
kapalı
kapalı
arada sırada, ara sıra.
1. kesintili.
2. arada sırada, zaman zaman. That´s/This´s not on! İng., k. dili Doğru olmaz!/Olmaz!
yanlış yolda; yanılmış.
zayıf bir ihtimal.
kaba, müstehcen, münasebetsiz (hikâye/şaka).
köşegen dışı
izinli.
telefonun açık konumu
yasak bölge.
çevrimdışı
çevrim dışı işlem
çevrim dışı işleme
çevrim dışı bellek
k. dili iştahsız.
k. dili deli, çıldırmış.
den. açıkta.
yanlış yolda; yanlış.
... sahillerine yakın.
argo doğaçtan, irticalen.
(sıkıntıdan/sorumluluktan) kurtulmuş.
ortadan kaybolmuş.
baskıdan çıkmış.
1. gizli.
2. açıklanmamak şartıyla.
k. dili hiç düşünmeden, hemen.
Defol!
s.
1. doğal renkte olmayan.
2. açık saçık.
açık (telefon)
i., İng. içki dükkânı.
s., bilg. çevrimdışı.
çevrimdışı
çevrimdışı
çevrimdışı şifreleme
çevrimdışı kriptolama
çevrimdışı işletim
çevrimdışı yazıcı
çevrimdışı sınama (test)
kapalı durum
yerleşke dışı hat
taşrada veri işleme
yerleşke dışı yedekleme merkezi
sistem-dışı ölçüm birimi
kullanıma hazır, üretime hazır
kullanıma hazır yazılım
i.
1. kasaplık hayvanların yenilmeyen kısımları.
2. İng. sakatat.
3. çerçöp, süprüntü.
s., k. dili bayağı değişik, orijinal, olağandışı.
i., İng., bak. offense.
f.
1. gücendirmek, darıltmak, incitmek.
2. -e itici gelmek.
3. against -e aykırı davranmak/olmak.
i., huk. suçlu.
i.
1. suç, kusur, kabahat.
2. saldırı, hücum, tecavüz.
3. gücenme, darılma, incinme.
4. spor ofans, hücum.
s.
1. itici, çok nahoş, çirkin, iğrenç.
2. saldırıya özgü, hücuma ait.
3. yakışmaz.
4. hakaret edici.
5. spor ofansif. i. saldırı, hücum.
f.
1. teklif etmek, önermek.
2. vermek, sağlamak.
3. sunmak, takdim etmek, arzetmek.
4. ikram etmek, sunmak. i.
1. teklif, öneri.
2. fiyat teklifi.
savaş açmak.
satılığa çıkarmak.
karşı koymak.
Allaha şükretmek, Allaha şükranlarını sunmak.
i.
1. sunma.
2. teklif, öneri.
3. sunulan şey.
4. Hrist. (ayin sırasında cemaatten toplanan) para, bağışlar.
s. düşünmeden yapılmış, rasgele yapılmış. z. düşünmeden, rasgele.
i.
1. büro, yazıhane, işyeri, daire, ofis.
2. makam.
3. iş, memuriyet.
4. görev, vazife.
ofis
ofis
ofis özdevinimi
bürotik, ofis otomasyonu
büro otomasyonu
(santrala) hizmet çağrısı
büro bilgisayarı
çalışma saatleri.
çalışma saatleri.
i. devlet memuru.
i.
1. subay.
2. makam sahibi.
3. memur.
4. polis memuru.
s.
1. resmi.
2. memuriyete ait; memura yakışır. i. memur.
kararname defteri.
z. resmen.
f.
1. (din görevlisi) ayin yönetmek.
2. resmi bir görevi yerine getirmek.
of* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

akor ara /
www.akorara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com