
no
kıs. number.
no
z. hayır, yok, değil, olmaz: ´´Would you like some tea?´´ ´´No, thank you.´´ ´´Çay içer misiniz?´´ ´´Hayır, teşekkür ederim.´´ ´´Is there any film in the camera?´´ ´´No, there isn´t.´´ ´´Fotoğraf makinesinde film var mı?´´ ´´Yok.´´ ´´It´s a beautiful day, isn´t it?´´ ´´No, it isn´t.´´ ´´Güzel bir gün, değil mi?´´ ´´Değil.´´ ´´Can you finish the work in an hour?´´ ´´No, I can´t.´´ ´´İşi bir saat içinde bitirebilir misiniz?´´ ´´Olmaz, bitiremem.´´ s. hiç, hiçbir. i.
no admittance
Girilmez.
no better than
-den daha iyi olmayan.
no dice
argo Olmaz./Olmayacak.
no doubt
hiç kuşkusuz, hiç şüphesiz, elbette.
no end of talk
sonu gelmez laf.
no ifs or buts
İtiraz yok!
no laughing matter
şakaya gelmez durum, gülünmeyecek şey.
no load
yüksüz
no man-s land
1. iki cephe arasındaki sahipsiz toprak.
no matter
Önemi yok./Zararı yok.
no matter how difficult
... ne kadar güç olursa olsun ...
no matter what
k. dili ne olursa olsun.
no mean cook
çok iyi bir aşçı.
no more than
-den daha çok değil.
no offense
Gücenmek yok!/Alınmak yok!
no op
işlem yok
no operation
işlem yok
no operation instruction
işlem yok komutu
no respecter of persons
kişilere rütbesine göre değer vermeyen kimse.
no soap
k. dili imkânsız, imkânı yok.
no sooner ... than
... -er -mez: He´d no sooner begun to speak than the lights went out. Konuşmaya başlar başlamaz ışıklar söndü.
no sooner said than done
Söz ağızdan çıkar çıkmaz yapılır.
no trespassing
Girilmez./Girmek yasak.
no way
k. dili, bak.
no way
k. dili Asla!/Katiyen!
no wonder
hiç garip değil, pek tabii, tabii ki.
no, indeed
Hiç de öyle değil!/Yok canım!
no-frost
karlanmasız
no-load operation
yüksüz çalışma
no-no
i., k. dili yapılmaması gereken şey.
noah
i. Nuh peygamber.
noah-s ark
Nuh´un gemisi.
noah-s ark
Nuh´un gemisi.
nobility
i. soyluluk, asalet.
noble
s.
noble
soy
nobleman
çoğ. no.ble.men (no´bılmîn) i. asilzade.
noblewoman
no.ble.wom.en (no´bılwîmîn) i. soylu kadın.
nobody
zam. hiç kimse. i. önemsiz biri, hiç.
nocardiasis
nokardiyazis
nocardiosis
nokardiyazis
nocturia
noktüri
nocturnal
s. geceye özgü; geceleyin olan.
nocturnal
noktürnal
nocturnal emission
tıb. uyurken belsuyunun boşalması, düş azması.
nocturnal enuresis
enürezis nokturna
nod
f. (-ded, -ding)
nodal
nodal
node
i.
node
düğüm
node
1. düğüm (devre, çizge, ağ) ;
node
düğüm
node
düğüm
node admittance matrix
düğüm geçiri matrisi
node analysis
düğüm yöntemi
node id
düğüm tanıtıcısı
node id
düğüm tanıtıcısı
node id
düğüm tanıtıcısı
node of a network
ağ düğümü
node of a standing wave
duran dalganın boğumu
nodosity
nodozite
nodular
nodüler
nodule
i., tıb., bot. nodül, yumrucuk, düğümcük.
nodule
yumru
nodule
nodül
noggin
i.
noise
i. ses, gürültü, patırtı, şamata. f. about/around/abroad etrafa yaymak, ilan etmek.
noise
gürültü
noise
gürültü
noise
gürültü
noise contamination
gürültü kirlenmesi
noise figure
gürültü kazancı
noise generator
gürültü üreteci
noise immunity
gürültü bağışıklığı
noise intensity
gürültü yeğinliği
noise limiter
gürültü sınırlayıcı
noise meter, psophometer
gürültüölçer
noise modulation
gürültü sinyali kiplenimi
noise peaks
gürültü dorukları
noise pollution
gürültü kirliliği.
noise shaping
gürültü spektrumu biçimlendirme
noise source
gürültü kaynağı
noise spike
ani gürültü doruğu
noise susceptability
gürültü duygunluğu
noise temperature
gurültü sıcaklığı
noise weighting
gürültü ağırlıklandırması
noiseless
s. sessiz, gürültüsüz.
noiselessly
z. sessizce.
noisome
s.
noisy
s.
noisy measurement
gürültülü ölçüm
noisy observation
gürültülü gözlem
nomad
s., i. göçebe.
nomadic
s. göçebe, göçerkonar, göçer.
nomenclature
i.
nomenclature
terimlendirme
nomenclature
terimleme
nomenclature
nomenklatür
cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com