
leave
i.
leave
f. (left)
leave
v.bırak:n.izin
leave a place (in) a shambles
bir yeri darmadağınık bir halde bırakmak.
leave for
He has left for India. Hindistan´a hareket etti.
leave in the lurch
yarı yolda bırakmak, yüzüstü bırakmak.
leave it alone
Elleme!/Bırak!
leave me alone
Beni rahat bırak!
leave no stone unturned
k. dili her çareye başvurmak.
leave nothing undone
yapılmamış hiçbir şey bırakmamak.
leave of absence
izin.
leave off
1. -i giymemek.
leave out
-i atlamak.
leave over
ertelemek.
leave s.o. in the lurch
birini yüzüstü bırakmak, birini yarı yolda bırakmak.
leave s.o. out in the cold
1. birine hiç haber vermemek.
leave s.o. short
birini -siz bırakmak: The factory owner´ll hire her and leave me short a maid. Fabrikatör onu işe alıp beni hizmetçisiz bırakacak. That leaves me three million liras short. Ondan dolayı hesabımda üç milyon liralık bir eksiklik var.
leave s.o. to his own devices
birini kendi haline bırakmak.
leave s.t. undone
bir şeyi yarıda bırakmak.
leave the house
Defol!
leave word with s.o.
birine haber bırakmak.
leave-put s.o.-s.t. in the shade
birini/bir şeyi gölgede bırakmak.
leave-taking
i. ayrılma, veda.
leaven
i. hamur mayası. f. mayalandırmak.
leaves
i., çoğ., bak. leaf.
cilt bakımı, el ve ayak bakımı, makyaj, saç bakımı, zayıflama, lens, şifalı bitkiler, kahve falı, ilkyardım, botox...
bilgi ara / www.bilgiara.com