his
zam., eril onunki; onun: I don´t want his. Onunkini istemiyorum. That dog´s his. O köpek onun. Take his outside. Onunkini dışarıya çıkar. s. onun; kendi: It´s his car. Onun arabası. He likes his handwriting. Kendi elyazısını beğeniyor.
his all holiness
Patrik Cenapları (Ekümenik Patrik için kullanılır.).
his bark is worse than his bite
k. dili Ne varsa dilindedir.
his blood is up
k. dili Bayağı kızdı.
his bundle
his hüzmesi
his eyes rested on it
Gözleri ona dikildi.
his face became purple
Öfkeden mosmor kesildi.
his face was wreathed in smiles
Yüzünde büyük bir tebessüm vardı.
his hair stood on end
Tüyleri ürperdi.
his head is spinning
Başı dönüyor.
his heart is in the right place
İyi niyetlidir.
his holiness
Papa Cenapları.
his opposite number
karşı tarafta aynı yeri işgal eden kimse.
his strong point
onun kuvvetli tarafı.
his-your highness
Ekselansları.
hiss
f.
hiss
hışırtı
hiss s.o. off the stage
birini ıslıklayarak sahneden kovmak.
hist
kıs. historian, historical, history.
histamine
histamin
histidine
histidin
histogram
histogram
histoid
s. dokusal.
histologic accommodation
hücrelerin şeklinde olan değişiklik
histology
i. dokubilim, histoloji.
histone
histon
historian
i. tarihçi.
historian
tarihçi
historic
s.
historic
tarihi
historic moment
dönüm noktası, tarihi an.
historical
s. tarihsel, tarihi, tarihle ilgili.
historical
tarihsel
historical geography
tarihsel coğrafya
historical geology
tarihsel yerbilim
historical novel
tarihi roman.
historically
z. tarihe göre.
history
i. tarih.
history
tarih
history file
geçmiş kütüğü
history file
geçmiş kütüğü
history file
geçmiş dosyası
history log
geçmiş günlüğü
history log
geçmiş günlüğü
history log
geçmiş günlüğü