
fish
i. (çoğ. fish, değişik türler için fish.es) balık.
fish
f. balık tutmak, balık avlamak.
fish for
dolaylı bir şekilde istemek/aramak.
fish in troubled waters
bulanık suda balık avlamak.
fish or cut bait
k. dili bir şeyi yapmak ya da ondan tamamıyla vazgeçmek: You must either fish or cut bait! Ya bu deveyi güdersin, ya da bu diyardan gidersin!
fish story
palavra, masal, hikâye.
fishbone
i. kılçık, balık kılçığı.
fishbone antenna
kılçık anten
fisherman
çoğ. fish.er.men (fîş´ırmîn) i. balıkçı.
fishing line
olta, olta ipi, misina.
fishing pole
olta kamışı.
fishing rod
olta çubuğu.
fishing tackle
olta takımı.
fishnet
i. balık ağı.
fishnet stocking
file çorap.
fishy
s.