
drive
f. (drove, -n)
drive
sürmek
drive
sürücü
drive
v.sür:n.sürücü
drive a hard bargain
sıkı bir pazarlık sonucu birçok şey elde etmek.
drive a hard bargain
sıkı bir pazarlık yaparak fiyatı çok indirmek.
drive assembly
işletme düzeni
drive at
... demek istemek, -i kastetmek.
drive away-off
1. kovmak, defetmek.
drive back
1. arabayla geri dönmek.
drive by
arabayla geçmek; arabayla önünden geçmek.
drive chain
tahrik zinciri
drive designator
sürücü göstergesi
drive designator
sürücü göstergesi
drive flange
tahrik flanşı
drive identifier
sürücü harfi
drive indicator
sürücü göstergesi
drive indicator
sürücü göstergesi
drive indicator
sürücü göstergesi
drive into a corner
köşeye sıkıştırmak, kıstırmak.
drive letter
sürücü adı
drive letter
sürücü adı
drive letter
sürücü harfi
drive mad
çıldırtmak.
drive name
sürücü adı
drive out
kovmak, defetmek.
drive s.o. ape
k. dili birini delirtmek.
drive s.o. bananas
k. dili birini çıldırtmak.
drive s.o. to distraction
birini deli etmek, birini deliye çevirmek.
drive s.o. to the wall-drive s.o. up against the wall
k. dili
drive s.o. up the wall
k. dili birini deliye döndürmek, birini zıvanadan çıkarmak.
drive s.o. wild
1. birini çıldırtmak.
drive shaft
işletme mili
drive shaft seal
tahrik mili contası
drive shaft stub
tahrik mili başı
drive shaft tube
tahrik mili borusu
drive to a high state, to
yüksek duruma geçirmek
drive wheel
tahrik tekerleği
drive, to
sürmek
drive-in
i.
drive-in window
müşterilerine arabalarında hizmet veren banka gişesi.
drivel
f. (-ed/-led, -ing/-ling)
driven
f., bak. drive.
driver
i.
driver
sürücü
driver
sürücü
driver
sürücü
driver-s license
ehliyet, sürücü belgesi.
driveway
i. evin garajını sokağa bağlayan yol.
İşini iyi yapan firmalar / www.firmasec.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com