
cut*
100 sonuç...
i.
1. kesme, kesim.
2. kesik.
3. kesim, fason, biçim.
4. dilim, parça.
5. k. dili hisse, pay.
6. indirim.
7. kesinti.
8. yarma, yol geçirmek için açılan yar.
9. acı söz.
10. kırıcı davranış.
f. (cut, -ting)
1. kesmek.
2. biçmek.
3. kesmek, azaltmak.
4. kesilmek: This stone cuts easily. Bu taş kolayca kesiliyor.
5. (ders, konferans v.b.´ni) asmak, -e gitmemek.
6. (fiyatını) indirmek.
7. k. dili (motoru) stop ettirmek, durdurmak.
8. (birini) görmezlikten gelmek.
9. isk. kesmek.
s. kesilmiş, kesik.
kesmek
kes
k. dili
1. çok nüfuzlu olmak.
2. çok dikkat çekmek.
(çocuk) diş çıkarmak.
diş çıkarmak. It set my teeth on edge. Dişlerimi kamaştırdı.
kestirmeden gitmek.
sınır tanımamak.
içkiyi sulandırmak.
dolgulu kazı
kesmek ve yapıştırmak
kes ve yapıştır
kesmek ve yapıştırmak
bırakıp kaçmak.
1. azaltmak.
2. kesip kısaltmak.
3. geri dönmek.
hem lehine, hem aleyhine olmak.
(bir işte) kestirme yollara başvurmak.
k. dili en kolay ve en ucuz yollara başvurarak yapmak.
eski bir giysiden (yeni bir şey) yapmak.
ağaç kesmek.
-i azaltmak.
yaprak
kristal, kesme cam.
(birinin) sözünü kesmek; araya girmek.
yarıya bölmek. do a thing by halves bir işi yarımyamalak yapmak. go halves yarı yarıya bölüşmek. go off half-cocked k. dili yeterince düşünmeden hemen harekete geçmek.
-i azaltmak.
-i azaltmak.
k. dili Yapma!/Bırak!
1. from (bir yerden/gruptan) ayrılmak; (denetim, baskı v.b.´nden) yakasını kurtarmak/sıyırmak.
2. k. dili gayrete gelmek, aşka gelmek.
3. k. dili kurtlarını dökmek.
ilişkiyi kesmek.
döşemeci çivisi
k. dili önemli olmamak.
k. dili önemi/etkisi olmamak.
(kasaplık hayvanın gövdesinden belirli bir şekilde kesilen) et parçası.
-i kesmek.
kesme
k. dili gâvura kızıp oruç bozmak.
k. dili gâvura kızıp oruç bozmak.
tırnaklarını dibine kadar kesmek.
k. dili kendi kendine zarar vermek, bindiği dalı kesmek.
1. -i kesmek; -i kesip çıkarmak.
2. (giysi) biçmek.
3. k. dili -i kesmek, -i bırakmak.
birini öldürmek.
1. birine miras olarak on para/hiç para bırakmamak.
2. birinin yolunu kesmek.
birinin lafını kesmek.
birini (acı sözlerle) derinden yaralamak.
bir şeyi dilimlemek, bir şeyi dilim dilim kesmek.
yaprak
yaprak
yaprak besleyici
yaprak besleyici
yaprak besleyici
kısa kesmek.
yontma taş
(birinin) dayanak noktalarını çürütmek.
birinin savunduğu noktaları çürütmek.
argo kârı paylaşmak.
(of an automobile) sol yapmak; sağ yapmak.
k. dili içine işlemek, içini yakmak, acı vermek.
1. parça parça kesmek, doğramak.
2. k. dili şaklabanlık yapmak, komik şeyler yapmak.
eklem düğümü
kesim sıklığı
s.
1. indirimli, tenzilatlı.
2. indirimli mal satan.
s.
1. indirimli, tenzilatlı.
2. indirimli mal satan.
3. niteliksiz, kalitesiz.
kesi yöntemi
kütanöz
deriden emilim
deri şarbonu
i.
1. kesinti, azaltma, eksiltme.
2. sin. geriye dönüş.
cutdown
s., k. dili şirin, sevimli.
yaprak
i., anat.
1. tırnakların etrafını çevreleyen deri.
2. üstderi.
pala
cutler beslemesi
i. çatal bıçak takımı.
çatal bıçak takımı
i., kasap. kotlet.
pirzola
i.
1. kestirme yol.
2. sona erme tarihi.
kesmek
kes
kesilme öngerilimi
kesme musluğu
kesme eğrisi
sona erme noktası.
devre kesen röle
ayırma cetveli
kesme valfı
kesme gerilimi
kesim dalgaboyu
kesici
kesi kümesi
kesi matrisi
kesi
i.
1. den. kotra.
2. (belirli bir şeyi) kesen kimse.
3. kesici alet, kesici: wire cutters tel makası.
kesici
kesici yükleyici
s. kıyasıya, amansız. i. katil, cani.
cut* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

bilgi ara /
www.bilgiara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com