ç  ğ  ı  ö  ş  ü 

beg* beg* kelimesini İngilizceden > Türkçeye çevir beg* kelimesini Türkçeden > İngilizceye çevir 22 sonuç...

beg < İngilizce beg

beg < Türkçe f. (-ged, -ging)
1. dilenmek.
2. of -den dilemek, -den rica etmek.
3. yalvarmak.


beg < İngilizce beg

beg < Türkçe dile


began < İngilizce began

began < Türkçe f., bak. begin.


beget < İngilizce beget

beget < Türkçe f. (be.got, be.got.ten/be.got, -ting)
1. babası olmak.
2. yol açmak, sebep olmak.


beggar < İngilizce beggar

beggar < Türkçe i.
1. dilenci.
2. çapkın. f. sefalete düşürmek, mahvetmek.


beggar < İngilizce beggar

beggar < Türkçe dilenci


beggar description < İngilizce beggar description

beggar description < Türkçe tarifi imkânsız olmak, anlatmaya sözcükler yetmemek.


begin < İngilizce begin

begin < Türkçe f. (be.gan, be.gun, -ning)
1. başlamak; başlatmak, ön ayak olmak.
2. meydana gelmek, vücut bulmak.


begin < İngilizce begin

begin < Türkçe başla


beginner < İngilizce beginner

beginner < Türkçe i. işe yeni başlayan kimse.


beginner < İngilizce beginner

beginner < Türkçe yeni başlayan


beginner-s all purpose symbolic instruction code < İngilizce beginner-s all purpose symbolic instruction code

beginner-s all purpose symbolic instruction code < Türkçe basic programlama dili


beginner-s all-purpose symbolic instruction code < İngilizce beginner-s all-purpose symbolic instruction code

beginner-s all-purpose symbolic instruction code < Türkçe BASIC (programlama dili)


beginning < İngilizce beginning

beginning < Türkçe i.
1. başlangıç.
2. kaynak, baş, esas.


beginning < İngilizce beginning

beginning < Türkçe n.başlangıç:v.başla:prep.başlayarak


begonia < İngilizce begonia

begonia < Türkçe i., bot. begonya.


begot < İngilizce begot

begot < Türkçe f., bak. beget.


begotten < İngilizce begotten

begotten < Türkçe f., bak. beget.


begrudge < İngilizce begrudge

begrudge < Türkçe f.
1. (bir şeyi) (birine) fazla görmek: You don´t begrudge me this vacation, do you? Bu tatili bana fazla görmüyorsun, değil mi?
2. (bir şeyi) istemeyerek vermek/yapmak: To tell you the truth, I begrudge giving those loafers a day off. O haylazlara bir gün tatil vermek zoruma gidiyor doğrusu. She begrudges every minute she has to spend away from Ufuk. Ufuk´tan ayrılmak, bir dakika da olsa, ona zor geliyor.


beguile < İngilizce beguile

beguile < Türkçe f.
1. aklını çelmek, ayartmak; saptırmak.
2. cezbetmek.


beguile < İngilizce beguile

beguile < Türkçe kandır


begun < İngilizce begun

begun < Türkçe f., bak. begin.



beg* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara beg* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara


282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

internetten indir /  www.internetindir.com

İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com