
bail
i., huk.
bail
i. (tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan) kova, maşrapa v.b. f.
bail
kefalet
bail s.o. out
birine kefalet ederek tahliyesini sağlamak.
bail s.o.-s.t. out
k. dili birini/bir şeyi (zor bir durumdan) kurtarmak.
bailer
çamur kutusu
bailiff
i.
bailiff
mübaşir
bailiwick
i. uzmanlık alanı; yetki alanı.