
ac*
100 sonuç...
kıs. alternating current. i. dalgalı akım.
birikeç
bkz. alternating current
almaşık akım, AA
alternatif akım
aktinyum asetat
AA/DA çevirici
i., bot.
1. mimoza, akasya, Acacia.
2. akasya, yalancı akasya, Robinia pseudoacacia.
s.
1. akademik.
2. teorik, kuramsal.
3. pratik değeri/önemi olmayan.
4. resmi, kitabi.
i. üniversite öğretim görevlisi.
i.
1. üniversite öğretim görevlisi.
2. akademi üyesi, akademisyen.
i. akademi; yüksekokul.
akalserozis
akalsinozis
akalkuli
bir eklemin katılığı veya bükülmemesi
diken veya spinal çıkıntı
dikenli
toprak ve suda yaşayabilen bir amip
iğne batırılması gibi bir hissin var olduğu parestezi
burun ucuna ait
burnun en uç noktası
omurga çıkıntısı
dikensi başlı kurt
bir barsak solucanı
bir barsak solucanı enfeksiyonu
multipl sitoplazmik çıkıntılar ile karakterize eritrosit
eritrositlerin çoğunun akantosit haline geldiği nadir durum
diken şekilli
akantokeratodermi
dikensi hücrelerin komşu hücrelerden ayrılması
epitermde yassı hücrelerin iyi huylu, kötü huylu veya neoplastik olmayan hipertrofisi
akantometra
hücre katının kalınlığının artması
akantozis nigrikans
akantoz özelliği olan
i., bot. ayı pençesi, akantus, akant, Acanthus.
kanda karbondioksit yokluğu
kapsülsüz
akarbi
kalbin konjenital yokluğu
kenelerle oluşan bir hastalık
kene ve sakırga öldüren madde
acaridae ailesinden bir tür kene
bir tür kene
kenelerle oluşan bir hastalık
kene ve sakırgaları içeren familya
keneler takımının bir üyesi
kenelerle oluşan bir hastalık
keneler sebebiyle cilt inflamasyonu ve erupsiyonu
keneye benzer
küçük parazitlerden ve kaşınmadan korkma
sterilite
steril
bir kene cinsi
çekirdeksiz
kanda katalazın herediter yokluğu veya düşüklüğü
mental retardasyon
anlama yeteneğinin kaybolması
bir cümleyi doğru kurabilme yeteneğinin koybolması
disfaji
vücut salgılarının anormal kaybı ile ilişkili olan
vücut salgılarının anormal kaybı
belirli objelerin, düşüncelerin kişide duygusal cevap oluşmadığı bir akıl hastalığı
akaudal
akaudal
sapsız
bkz. accumulator
f. to
1. -e razı olmak.
2. (hükümdar) (tahta) çıkmak.
tahta çıkmak.
hızlandırıcı
f. hızlandırmak; hızlanmak, ivmek.
hızlandırmak
hızlandır
ivmelendirmek, hızlandırmak
ivdirilmiş sınama, hızlandırılmış test
ivme bağlağı, ivme rölesi
i. hızlandırma; hızlanma, ivme.
ivme
ivme
hızlandırma
yerçekimi ivmesi
ivmelenme tepkisi
i. gaz pedalı.
1. ivdirici (nükleer);
2. hızlandırıcı (donanım)
hızlandırıcı
etkiyi hızla artıran
ivmeölçer
i.
1. dilb. vurgu, aksan.
2. dilb. vurgu işareti.
3. şive.
f. vurgulamak.
merkezi olmayan genetikte setromer içermeyen
f. vurgulamak.
şiddetlendir
kuvvetlendirme
bir doku, histolojik elementin boya ile birleşmesini sağlayan madde
f.
1. kabul etmek; razı olmak; kabullenmek.
2. (bir şeyi) teslim almak.
onaylamak
kabul et
-in sorumluluğunu üzerine almak.
s. kabul edilir, makbul.
ac* kelimesini Türkçe>İngilizce sözlükte ara
282.185 ingilizce>türkçe 134.075 türkçe>ingilizce kelime ve cümle içerisinde kullanım örnekleri

bilgi ara /
www.bilgiara.com
İngilizce Türkçe sözlük - Türkçe İngilizce sözlük / www.turkceye.com